Coca-Cola'nın küresel kahve ve çay pazarına açılma girişimi, dev şirket için büyük bir finansal hayal kırıklığına dönüşmüş durumda. James Quincey yönetimindeki bu riskli hamle, stratejik misyonerleşme ve operasyonel zorluklar nedeniyle hedeflerine ulaşamadı ve şirketin bilançosuna ağır bir yük getirdi. Başlangıçta 5,1 milyar dolar gibi önemli bir yatırım yapılan bu girişim, uzun vadede Coca-Cola’nın mali performansını olumsuz etkilemeye devam ediyor.
Başlangıçta, Coca-Cola’nın amacı, soğuk içecekler kategorisindeki hakimiyetini güçlendirmek ve aynı zamanda Costa Coffee markasını otomat ağları ve şişe dolumu yoluyla geniş kitlelere ulaştırmak şeklinde şekillenmişti. Ancak, operasyonel karmaşıklıklar ve pazar dinamikleriyle başa çıkmakta yaşanan zorluklar, şirketin stratejisini yeniden şekillendirmesine neden oldu. Özellikle ABD pazarında, güçlü rakipler olan PepsiCo ve Starbucks’un hazır kahve pazardındaki etkili varlığı, Coca-Cola’nın Costa markasını rekabetçi bir şekilde konumlandırmasını zorlaştırdı.
Girişimin en büyük sorunlarından biri, “kutu içinde barista” olarak adlandırılan otomat ağının yaygınlaşmasında yaşanan teknik ve kültürel engellerdi. Otomatların bakımı, konumlandırılması ve özellikle ABD’li tüketicilerin otomat kültürüne alışması sürecinde yaşanan gecikmeler, yatırımın geri dönüşünü önemli ölçüde yavaşlattı. Ayrıca, İngiltere’deki mağaza zincirinin Covid-19 salgınından olumsuz etkilenmesi ve ardından gelen mağaza yenileme süreçlerinde yaşanan aksaklıklar, şirketin mali performansını daha da olumsuz etkiledi. ‘Project Decaf’ adıyla yürütülen, dükkanları franchise ortaklarına satma hedefi, yüksek fiyat talepleri ve yenileme ihtiyaçları nedeniyle istenen hızı yakalamada başarısız oldu.