Dünyanın emeklilik sistemleri, değişen demografik yapılar ve ekonomik zorluklarla karşı karşıya. Marsh CFA Enstitüsü'nün 2026 Küresel Emeklilik Endeksi, bu karmaşık tabloyu değerlendirerek, 55 ülkedeki sistemleri gelir, sürdürülebilirlik ve güvenilirlik kriterleriyle inceliyor. Türkiye'nin bu değerlendirmedeki performansı, gelecekteki emeklilik planlamaları için önemli bir uyarı niteliği taşıyor.
Araştırma, Avrupa'nın güçlü emeklilik sistemlerini ön plana çıkarırken, Türkiye'nin listede son sıralarda yer almasının nedenlerini gözler önüne seriyor. Artan yaşam beklentisi, düşen doğum oranları ve iş gücündeki değişimler, mevcut sistemlerin uzun vadede sürdürülebilirliğini ciddi şekilde sorgulanak hale getiriyor. Özellikle, çalışanların prim ödemeleriyle desteklenen emekli maaşlarının, bu değişen koşullara ayak uydurması büyük bir zorluk oluşturuyor.
Hollanda, Danimarka ve İzlanda gibi ülkeler, güçlü devlet destekli emeklilik sistemleri, yaygın işyeri planları ve büyük yatırım fonları sayesinde küresel sıralamada zirveye yerleşti. Bu ülkeler, demografik değişimlere karşı koyabilmek için proaktif politikalar izliyor ve emeklilik sistemlerini sürekli olarak yeniliyor. Türkiye ise, bu anlamda önemli bir gerileme göstererek, sürdürülebilirlik ve gelir yeterliliği açısından en zayıf performansları sergiliyor.
<Uzmanlar, Türkiye'nin emeklilik sistemini güçlendirmek için daha uzun çalışma hayatını teşvik etmeyi, emeklilik yaşlarını artan yaşam beklentisine göre yeniden düzenlemeyi ve yeni tasarruf modellerini değerlendirmeyi öneriyor. Almanya Merkez Bankası Başkanı Joachim Nagel'in de vurguladığı gibi, emeklilik yaşının yaşam beklentisiyle uyumlu hale getirilmesi, sistemin uzun vadeli istikrarı için kritik bir adım olabilir. Ancak, bu tür reformların uygulanması, toplumsal uyum ve ekonomik etkiler dikkate alınarak dikkatli bir şekilde planlanması gerekiyor.