Erzincan’ın İliç ilçesinde, SSR Mining ve Çalık Holding ortaklığındaki Anagold’a ait Çöpler Altın Madeni’nde 13 Şubat 2024 tarihinde yaşanan trajik olay, 9 işçinin hayatını son bulmasına ve çevresel bir felakete neden olmasına sebep olmuştu. Bu olayla ilgili yürütülen davada, sanıklardan biri olan Iain Ronald Guille’in İstanbul’da, şehrin en lüks otellerinden birinde ‘ev hapsinde’ tutulması, hukuki süreçte ilginç bir paradoksu ortaya koyuyor.

Sanık Guille’in İstanbul’daki konaklaması, çeşitli turizm platformlarında belirtilen otelin gecelik oda fiyatlarının 10 bin liradan başladığı bilgisiyle dikkat çekiyor. Bu durum, sanığın mahkeme tarafından belirlenen lüks bir yaşam alanında tutulması, adalet anlayışına dair soruları beraberinde getiriyor. Avukat Ümit Altaş, sanığın Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının ölümüne sebebiyet verme suçlamasıyla yargılandığını ve bu süreçte beş yıldızlı bir otelde bulunmasının sınırlarını belirlemekte zorluk çektiğini vurguluyor.

Altaş’ın eleştirileri, sanığın özel bir hastaneden aldığı ‘seyahat edemez’ raporunun da sınırlarını zorluyor. Raporun, sanığın Türkiye’de sabit bir ikametgahı bulunmadığı ve bu durumun da sanığa özel ayrıcalıklar tanımakla sonuçlandığını savunuyor. Avukat, normal bir rapor için aylarca uğraşırken sanığa bu şekilde kolayca bir raporın temin edilebildiğini belirtiyor. Ayrıca, sanığın maden faciasıyla ilgili iddialarının, Türkiye’nin “Çernobil’i” olarak adlandırıldığı yönündeki ifadeleriyle davadaki ciddiyetin göz ardı edildiğini düşünüyor.

Avukat Altaş, sanıklara yalnızca “çevreyi taksirle kirletmekten” para cezası verilmesini de eleştirerek, 2022’de madende yaşanan siyanür borusu patlaması ve “Çökecek, insanlar ölecek” uyarılarının göz ardı edildiğini savunuyor. Altaş, kapasite artışıyla birlikte ortaya çıkan üretim hırsının, bu felaketin temel nedenlerini oluşturduğunu ve adalet arayışında bu faktörlerin dikkate alınması gerektiğini belirtiyor. Olayın, sanıkların cezalandırılması ve benzer trajedilerin önlenmesi açısından büyük önem taşıdığını vurguluyor.