Arabesk müziğin ikon ismi Güllü'nün ani ve üzücü ölümü, 26 Eylül 2025'te Yalova'da hayatını sonlandırmış, bu olay ülke genelinde büyük yankı uyandırmıştı. Ancak bu acı kaybın ardından, sanatçının oğlu Tuğberk Yağız Gülter'in sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamalar, aile içi karmaşanın ve suçlamaların derinliğini gözler önüne serdi. Bu açıklamalar, sadece bir ailenin trajedisini değil, aynı zamanda adalet arayışının ve toplumsal hassasiyetin de önemli bir parçası haline geldi.
Tuğberk Yağız Gülter, ablası Tuğyan Ülkem Gülter'in ‘tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasının ardından, iç dünyasında yaşadığı yıkımı ve çaresizliği dile getirdi. ‘İçimde verdiğim savaşın yıkıcılığını, içimde verdiğim savaşın büyüklüğünü bir tek ben ve Allah bilebilir,’ ifadeleriyle, bu süreçte ne kadar büyük bir travma geçirdiğini vurguladı. Bu ifade, sadece kişisel bir acıyı değil, aynı zamanda adaletin karmaşıklığını ve aile bağlarının zorluklarını da simgeliyordu.
Gülter, kendisini suçlamalardan arınmış bir şekilde tanımlayarak, ‘Ben suçsuz yere birini içeri tıkıp ömrünü hapiste geçirmesi için uğraşan biri değilim,’ diyerek, bu iddiaların temelsiz olduğunu açıkça belirtti. Bu açıklama, hem kamuoyunda hem de adli süreçte önemli bir rol oynamış, sürecin yönünü etkilemiş olabilir. Ancak, bu açıklama aynı zamanda, ailenin içinde bulunduğu derin çatışmanın ve anlaşmazlıkların da bir göstergesiydi.