Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi'ndeki üçüncü sınavında Slavia Prag ile karşılaştı. Bu maç, sadece İngiltere'de yaşanan yıkımı unutturmakla kalmayıp, aynı zamanda 18 yıldır ilk kez bu dev organizasyonda yer alan temsilcimiz için ilk galibiyet hedefi koymuştu. Ancak kaderin cilvesiyle, maçın akışı, Sarı-Lacivertli camiası için tarifsiz bir hayal kırıklığına dönüşmüştü.

Maçın ilk 11 dakikası, Fenerbahçe için bir şölene benziyordu. Oğuz Aydın’ın muhteşem golüyle 4. dakikada soyunma odasına giden temsilcimiz, Greenwood’ın ardından gelen golle farkı ikiye çıkararak maçın kontrolünü ele almıştı. Ancak futbolun değişkenliğinin en belirgin göstergesini bu anlarda görmek mümkündü. 15. dakikada yaşanan Guendouzi’nin hatası, rakibin gol atmasını sağlayarak ilk yarıyı 2-1’lik skorla bitirmemizi sağlamıştı.

İkinci yarıda iki takım da gol arayışına girdi, ancak skor değişmedi. 90. dakikada sahneye çıkan Kacor, maçın kaderini değiştirerek skoru 2-2’ye eşitledi. Maçın son düdüğü çaldığında stadyumda öfke ve hayal kırıklığı hakim olmuştu. Bu sonuç, Fenerbahçe’nin Avrupa kupaları tarihinde Vitoria Guimaraes maçının ardından ilk 11 dakikasında iki gol attığı ikinci karşılaşmasını oluşturmuştu. Maç sırasında, stadyumda minik taraftarlar keman çalarak ve marşlar söyleyerek maçın atmosferine renk katmış, taraftarlar da bu samimi duruşu destekleyerek takımlarına büyük bir ilgi göstermişti.

Bu mücadele öncesinde, Fenerbahçe üç önemli oyuncusunun eksikliğiyle sahaya sürerken; Menisküs yırtığı nedeniyle ameliyat olan Mert Müldür, diz sakatlığı bulunan Marco Asensio ve statü gereği forma giyemeyen Mert Hakan Yandaş kadroda yer alamamıştı. Aston Villa’ya karşı alınan ağır yenilgi, taraftarların beklentilerini artırmış, maçın başında gösterilen yoğun ilgi ve tribünlerdeki coşku, oyuncuların motivasyonunu da yükseltmişti.