Müzik dünyasının parlak yıldızlarından Florin Iliescu’nun hikayesi, 12 yaşındaki bir çocuğun keman tutkusuyla başlayan ve Avrupa’nın en ünlü orkestralarıyla birlikte çaldığı, sayısız yarışmada ödüller aldığı bir yolculuktur. 1984’te Bükreş’te doğan Iliescu, yönetmen Ion Marin’in rehberliğinde, Unesco Müzik Akademisi’nde eğitim almış ve kısa sürede uluslararası alanda tanınmaya başlamıştır.

İliescu’nun ilk performansı, sahneye çıktığı anda büyüleyici bir etki yaratmıştı. “Gavot” adını taşıyan Leclair’in 5. Sonatı’nı çalarken, sahneye konuşmacı olarak bir mikrofonun gelmesini istemişti. Jülide Yalçın gibi bir kemancının eşsiz yeteneğiyle birlikte, “Gavot”un büyülü atmosferini tüm dinleyicilere aktarmışlardı. Bu konserde, Suna Kan’ın anısına Şef Gürer Aykal tarafından düzenlenen bir konser de yer alıyordu. O dönemde, Suna Hanım, Gürer Aykal ile birlikte Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall’de bir konsere katılmış, meğerse aynı sahnede 50 yıl önce piyanist Ferhunde Erkin ile çalmış!

Ferhunde Erkin’in anlatımında, konser sırasında piyanonun başından duyulan “şap” sesleri, sayfa çeviren çocuğun hızına yetişememesinden kaynaklanıyordu. Bu anekdot, o dönemin disiplinli eğitim yöntemlerini ve müzik dünyasındaki zorlukları gözler önüne seriyordu. Gürer Aykal ile Vivaldi’nin mevsimlerini 60 kez çalmışlar, Avrupa’nın birçok ülkesinde ve Türkiye’de büyük beğeni toplamışlardı. Özellikle İtalya’da, Vivaldi’nin meşhur eserlerini yorumlarken, sanki o tabloların canlı birer kopyalarını çalarlarmış gibi bir hava yaratmışlardı.

Florin Iliescu’nun yolculuğu, her ünlü sanatçının elinden tutan, onları yönlendiren bir mentorla başlamıştı. Babası, kendini neredeyse tamamen ona adamış, keman çalmayı öğretmiş ve yeteneğini keşfetmesini sağlamıştı. Küçük yaşta, sokakta yaralar almasına rağmen, babasının desteğiyle keman çalmayı bırakmamış, disiplinli bir eğitim almıştı. 12 yaşındayken, İdil Biret’in adıyla kurulan bir yarışma için Roma ve Paris’e gitmiş, ünlü sanatçıları canlı olarak dinlemiş ve konserlerden çok şey öğrenmişti. Yaşamı boyunca tek hocası Gabriel Bouillon olmuş, onun rehberliğinde müzik alanındaki tüm bilgi ve becerilerini geliştirmişti. Birçok yarışmada derece almış, 15 yaşından 20 yaşına kadar bu yarışmalara katılmış, 1954 Cenevre Yarışması’nda birincilik, 1955 Viotti Yarışması’nda birincilik ve diğer yarışmalarda da önemli başarılar elde etmişti.