Çankırı'nın kalabalık sokaklarında, hayatı erken bir şekilde sona eren İlknur Kertlez'in trajik ölümü, adalet arayışını yeniden alevlendirdi. İki çocuk annesi Kertlez, rutin işe giderken, eski eşi Selami Yılmaz tarafından acımasızca bir bıçak darbeleriyle hayatını kaybetti. Bu olay, sadece bir aileyi değil, tüm toplumu derinden sarstı ve cinayetlerin karmaşıklığına dair önemli soruları gündeme getirdi.
Selami Yılmaz, cinayetten hemen sonra Yapraklı yolu üzerinde, aynı bıçakla intihar girişiminde bulundu. Bu çaresiz eylem, olaydan sonra büyük bir şaşkınlık ve endişe yarattı. Sağlık ekiplerinin hızlı müdahalesi sayesinde Yılmaz hayatta kalabildi, ancak bu durum, cinayetin ardındaki psikolojik sorunların ciddiyetini gözler önüne serdi. Yılmaz, tutuklanıp cezaevine gönderilmesinin ardından yargılanmaya başladı ve davada önemli bir dönüm noktasına ulaşıldı.
Mahkeme heyeti, Yılmaz’a herhangi bir indirim uygulanmadan, boşandığı eşi İlknur Kertlez’i öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Bu karar, adaletin yerini bulduğu ve cinayetin sorumlusu gereken cezayı aldığı yönünde bir mesaj niteliği taşıdı. Ancak, sanığın ve avukatlarının akıl sağlığı savunması, yargılamanın en önemli tartışma noktalarından biri oldu.