Karadeniz'in güvenlik ortamındaki dalgalanmalar, uluslararası ticaretteki ana arterlerin yeniden şekillenmesine yol açtı. Gemilerin, daha önce tercih edilen Gürcistan, Romanya, İran ve Baltık limanlarına yönelmesi, uzun mesafeler ve kapasite sınırlamaları nedeniyle taşıma maliyetlerinde önemli artışlara neden oldu. Bu durum, hem ithalatçıların hem de ihracatçıların tedarik zincirlerini yeniden gözden geçirmesine neden oldu.
İskandinav limanlarına doğru uzayan rotalar, navlun fiyatlarını 1,5 ila 2 katına çıkardı. DEİK Türkiye-Ukrayna İş Konseyi Başkanı Ziya Uzel, bu durumun, özellikle mısır ve buğday gibi stratejik ürünlerin fiyatlarındaki artışın enflasyonist etkilerini şiddetle eleştirerek, alternatif taşıma yollarındaki kapasite kısıtlarının maliyetler ve enflasyon üzerindeki etkisinin giderek arttığını vurguladı. Bu durum, Türkiye'nin iç piyasasının bu artan maliyetlere adapte olup olmayacağını merak ediyordur.
Denizcilik sektöründe uzmanlar, kiracıların öncülüğünde alternatif rotaların belirlendiğini belirtiyor. Yavuzvarnalı Denizcilik yöneticisi Cem Yavuzvarnalı, “Uzayan rotalar nedeniyle maliyetler uçuyor. Standart navlunun üzerine ton başına 100-120 dolardan başlayan ek maliyet biniyor” diyerek, bu durumun lojistik operasyonları nasıl etkileyeceğini öngörüyor. Rusya’dan Türkiye’ye İran üzerinden transit geçen taşımalarda navlun fiyatlarının artışının, Karadeniz’deki yüklerin St. Petersburg Limanı’ndan konteyner çıkarma maliyetlerini de yüzde 30’a yakın artırdığını ekliyor.
Bu gelişmelerin yanı sıra, kara koridorlarının da rolü artıyor. Pentagram Lojistik’ten Alpkaan Özkan, “Ro-Ro hatları uzun süredir kapalı. Türkiye ile Tuapse arasındaki feribot seferlerinin durması ve sınır kapılarındaki araç kuyrukları yükleri karayolu ile demiryoluna itiyor” diyerek, Türkiye’nin lojistik altyapısının alternatif rotaların önemini artırdığını belirtiyor. Ukrayna’nın, Türkiye ve Mısır ile güvenli seyrüsefer sağlamak amacıyla görüşmelerde bulunması ve gemi seferlerini yeniden başlatmak için çaba göstermesi, Karadeniz’deki ticaretin yeniden canlanması için umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Ancak, bu durumun enflasyonist baskıları nasıl etkileyeceği ve Türkiye’nin iç piyasasının bu artan maliyetlere nasıl adapte olacağı belirsizliğini koruyor.