İletişim alanında çökertilen bir duvar! Manşetiz’de yaşanan olaylar, medya sektöründe çalışanların hak savunuculuğunun önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. İzmir’deki yerel haber platformu Manşetiz’den işten alınan 12 gazeteci, resmi bir basın açıklamasıyla hak taleplerini duyurdu. Bu girişim, yasal süreçlerin başlatılması ve çalışanların haklarının korunması açısından kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde düzenlenen bilgilendirme toplantısında, gazeteciler işten çıkarma sürecindeki iddialarını dile getirdi. Eski Sorumlu Yazıişleri Müdürü Müre Sercan Engerek, 14 Ekim’de yapılan işten çıkarmaların şirket yönetiminin herhangi bir bildirimde bulunmaması üzerine gerçekleştiğini aktardı. Gazeteciler, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından gönderilen mesajlarla bilgilendirildiklerini ve devamsızlık gerekçesiyle “Kod 48” uygulamasına tabi tutulduklarını savundu. Bu durumun, sözleşmelerin hukuka aykırı bir şekilde feshedilmesiyle ortaya çıktığını vurgulayan Engerek, gazetecilerin bu süreçte sorumluluklarının olmadığını belirtti.
Manşetiz’in kuruluş aşamasında, Basın İlan Kurumu’ndan kadro başvurusunda bulunması ve sitenin okunma sayılarını artırma çabaları, gazetecilerin özverili çalışmalarının bir sonucu olarak öne çıktı. Ancak 24 kişilik hedeflenen kadro yerine 12 gazeteciyle başlayan süreçte, şirketin teknik ve gazetecilik anlamında destekleri yetersiz kaldı. Ofis ihtiyaçları sürekli ertelenirken, maaş ve yemek kartlarının geciktirilmesiyle personel arasında kriz oluştu. Ağustos ayında 12 gün geciken maaşlar ve ödenmeyen yemek kartları, gazetecilerin yaşamlarını idame ettiremezdeler endişesini artırdı. Özellikle, fikir işçisi olan gazetecilerin mesleğini sürdürebilmesi için gerekli maddi desteğin sağlanmaması, durumun aciliyetini daha da belirginleştirdi.
Tahir Aygün’ün liderliğindeki Manşetiz, personel maaş ve yemek kartlarının ödenmesi taleplerine yanıt vermedi. Aygün, çeşitli zamanlarda toplantı yapma ve şartları görüşme girişimlerini reddetti. Gazetecilere yönelik bu tavır, işten çıkarılanların haklarını savunma sürecinde önemli bir motivasyon kaynağı oluşturdu. İletişim emekçilerinin dayanışma çabaları, yasal yollara başvurarak haklarını arama kararlılıklarını pekiştirdi. Bu olay, medya sektöründe çalışanların haklarının korunması ve iş güvencesinin sağlanması konusunda dikkatli olunması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor.”}p>