Kuantum teknolojilerinin geleceği, küresel ekonomiye yayılan etkileri ve yatırımcıların ilgisini çeken potansiyeli hakkında önemli görüşler ortaya konuyor. Quantinuum Kurucusu Ilyas Khan’ın değerlendirmeleri, bu teknolojinin sadece bir sonraki büyük trend olmadığını, aynı zamanda günlük yaşamın temel unsurlarını yeniden şekillendirecek bir devrim olduğunu vurguluyor. Khan’ın öngörülerine göre, kuantum bilgisayarların etkileri, yapay zekânın gelişimindeki dönüşümleri bile aşarak, beş yıldan kısa sürede hayatımızın her alanına nüfuz edecek.
Gartner’ın verilerine göre, küresel kuantum bilişim pazarının 2027 yılına kadar 1,1 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bu büyüme, kamu sektörünün ilk sırada yer alarak, 2027’de 245 milyon dolar, 2028’de ise 289 milyon dolar harcama yapmasıyla destekleniyor. Bankacılık, finans ve sigortacılık sektörünün ise 2030 yılına kadar pazarın lideri olması öngörülüyor. Bu sektörler, portföy optimizasyonu, risk değerlendirmesi ve dolandırıcılık önleme gibi alanlarda kuantum bilgisayarların sunduğu avantajlardan yararlanarak önemli maliyet tasarrufları ve stratejik üstünlükler elde edecekler.
ABD Savunma İleri Araştırma Projeleri Ajansı (DARPA)’nın kuantum bilgisayarların 2030-2031 yılları arasında pratik fayda sağlayabilecek ölçeğe ulaşacağına dair tahmini, bu teknolojinin potansiyelini daha da artırıyor. Khan, bu tarihin sadece beş yıldan kısa bir süre olduğunu, benzer beklentilerin Birleşik Krallık ve diğer ülkelerde de olduğunu belirtiyor. Bu durum, küresel bir teknoloji yarışını beraberinde getiriyor ve Türkiye’nin de bu yarışa dahil olması gerektiğini vurguluyor. Khan’ın görüşüne göre, kuantum teknolojileri, Türkiye’nin stratejik öncelikleri arasında yer almalı ve bu alanda yatırım yapılması gerekmektedir.
Kuantum teknolojilerinin yatırım açısından büyük bir potansiyele sahip olduğu ve yapay zekâdan sonra yatırımcıların odağına yeniden yerleşebileceği düşünülüyor. Ancak, bu alandaki bilgi düzeyinin yapay zekâya kıyasla hala sınırlı olduğu, yatırımcıların bu teknolojiyi daha iyi anlaması gerektiği vurgulanıyor. Kuantum sektörünün yatırım açısından daha geniş bir tabana ulaşabilmesi için halka açık şirketlerin sayısının artırılması ve büyük ölçekli şirketlerin sermaye piyasalarında daha aktif rol oynaması gerekiyor. İlaç geliştirme, malzeme bilimi, yaşam bilimleri, enerji ve finans sektörlerinin kuantum bilgisayarlarından daha erken faydalanması beklenebilirken, karmaşık hesaplamalar ve optimizasyon gerektiren alanlarda bu teknolojinin özellikle büyük avantajlar sağlayacağı öngörülüyor.”}صعود