İstanbul’un kalbinden yükselen acı bir bilanço, Marmara Havzası’ndaki su kaynaklarının korunması ve yönetimi üzerine yeni bir perspektif sunuyor. İstanbul Valisi Davut Gül’ün, düzenlenen toplantıda yaptığı çarpıcı değerlendirmeler, sadece bir felaketin ardından gelen bir raporu aşarak, şehrin geleceği için kritik bir alarm zili gibi işlev görüyor.
Toplantının gündeminde su kaynaklarının korunması, kirliliğin önlenmesi ve yatırım ihtiyaçları yer alırken, Vali Gül’ün konuşması, yaşanan sel felaketinin derinliğini ve sorumlulukları net bir dille ortaya koydu. “Durduk yere sel olmadı” ifadesiyle başlayan Gül, olayın karmaşıklığını ve şehrin her kesiminden kaynaklanabilecek riskleri vurguladı. Sadece 7 can kaybıyla sınırlı kalmayan felaketin, daha büyük bir trajediye dönüşebileceğine dair endişesini dile getirdi; “Aslında o kadar büyük bir sel geldi ki, bugün Allah muhafaza farklı rakamları konuşuyor olabilirdik” diyerek, geleceğe yönelik hazırlıklı olma ihtiyacını işaret etti.
Gül, olayın ardındaki karmaşık faktörleri de detaylı bir şekilde ele aldı. Şehirde yanlış yapılaşmanın, depreme dayanıklı olmayan binaların dere yatağına inşa edilmesinin, su yatağının daraltılmasının ve mevzuata aykırı yapılaşmanın felaketin büyüklüğünü artırdığını belirterek, “Hemşehrilerimiz olarak, vatandaşlarımız olarak, idareciler olarak bu şehirde yaşayan herkesin az ya da çok bu selin olmasında kusuru var” ifadesiyle sorumluluğu paylaştı. Bu durum, sadece inşaat sektörüyle sınırlı kalmayıp, tüm paydaşların sorumlu davranması gerektiğinin altını çizdi.
Toplantıda ayrıca, felaketin ekonomik etkileri de tartışıldı. Yaklaşık 10 milyar lirayı bulan doğrudan ve dolaylı zararın, hayatları ve gelecekleri derinden etkileyeceği vurgulandı. Ancak, Vali Gül, sadece maddi kayıplara değil, aynı zamanda insanlığın acısına da dikkat çekti. “Kendilerine Allah’tan rahmet diliyoruz. Böyle büyük bir afette 7 kişinin vefat etmesi şöyle değerlendirilebilir. Tabii bu meseleye bir istatistik olarak bakmıyoruz. Bir hemşehrimizin bile tırnağına zarar gelsin istemeyiz” diyerek, felaketin insanlık için ne kadar büyük bir trajedi olduğunu vurguladı. Felaketin, suyun öneminin ve yokluğunda yaşanacak kuraklığın da farkında olunması gerektiği belirtildi. Gelecekte benzer felaketlerin önüne geçmek için, mevzuata uyulması, riskli alanlarda yapılaşmanın engellenmesi ve su kaynaklarının korunması gibi önlemlerin alınması gerektiği vurgulandı.