Fransa’nın üzerine çöken şiddetli toplumsal gerilimler, ülkenin geleneksel siyasi yapısını derinden sarsıyor. Bu karmaşık ortamda, aşırı sağcı siyasetçi Marine Le Pen, bir fırsatı değerlendirerek kendini daha güçlü bir konumda konumlandırmaya çalışıyor. Mevcut krizin yarattığı belirsizlik, onun için bir dönüşüm noktası gibi görünüyor.

On yıllardır Fransa’yı, göçmenlik ve yasal düzenlemelerle ilgili tartışmaların merkezine taşıyan Le Pen, şimdi de Türkiye karşıtı duruşuyla dikkat çekiyor. Ulusal Birlik Partisi lideri, Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye yönelik politikalarının sona erdirilmesi çağrısında bulunarak, ülkenin geleceği için yeni bir rota çizmeye çalışıyor. Ancak bu söylemler, sadece Türkiye ile sınırlı kalmayıp, genel olarak Fransa’nın Avrupa’daki rolü ve güvenliği üzerine de genişletiliyor.

Le Pen, Fransa Bayrağı’nın önünde, halka doğrudan sesleniş tarzında bir video mesajıyla, mevcut krizi Emmanuel Macron’un otoritesine olan güvenin sarsılması olarak değerlendiriyor. “Ülkemiz bir kuyuya düşmüş, çaresizliğin ve şiddetin arasında sıkışmış durumda,” diyerek, Fransız halkının, güvenli ve otoriter bir yönetime yönelme isteğini vurguluyor. Bu yaklaşım, seçmenler arasında ona karşı güçlü bir destek oluşturuyor. Ipsos Bva gibi araştırma şirketleri de, Le Pen’in popülaritesinin artışını gözlemleyerek, onun görevde gibi görünürlüğünün, seçmenlerin beklentilerini karşılayacağını öngörüyor.