Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında, bölgesel istikrar ve güvenlik hedefleri doğrultusunda şekillenen yeni bir işbirliği anlaşması TBMM'ye sunuldu. ‘Mekke Anlaşması’ olarak bilinen bu tarihi adım, üç ülkenin ortak savunma kapasitesini artırmanın yanı sıra, savunma sanayi ve istihbarat alanlarında da derin işbirliğini öngörüyor. Anlaşma, özellikle karmaşık jeopolitik zorlukların yaşandığı bir dönemde, üç ülkenin güvenliğine ve çıkarlarına odaklanarak önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Anlaşmanın temel prensibi, ortak savunma yükümlülüğüdür. 2. Madde’ye göre, herhangi bir tarafın dış kaynaklı bir saldırıya uğraması, tüm taraflara yönelik bir tehdit olarak kabul edilecektir. Bu durum, ittifakın dayanıklılığını ve hızlı tepki verme yeteneğini güçlendiriyor. Saldırıya uğrayan ülkeye, askeri yetenekleri ve kaynakları da kapsayan kapsamlı bir destek paketi sağlanacak. Bu destek, sadece askeri yardım ile sınırlı kalmayacak, aynı zamanda lojistik ve teknik destek de içerecektir.
Anlaşma, askeri işbirliğinin yanı sıra savunma sanayi alanında da önemli adımlar atılmasını sağlıyor. Taraflar, ortak üretim projeleri geliştirecek, ileri teknoloji alanlarında Ar-Ge çalışmalarına ortak olacak, savunma personelinin eğitimini destekleyecek ve mühimmat, silah ve yakıt gibi ihtiyaçları karşılıklı olarak sağlayacak kapsamlı bir lojistik ağı kuracak. Ayrıca, ‘Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi’ adında bir karar alma mekanizması oluşturulacak. Bu komite, liderlerin dönüşümlü olarak başkanlık edeceği ve yılda en az iki kez toplanacağı, bölgesel ve küresel güvenlik konularını değerlendirecek.