Türkiye'nin farklı coğrafyalarındaki acı olaylar ve yaşanan krizler karşısında, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, bugün önemli bir açıklama yaptı. İstanbul'da meydana gelen yıkıcı sel felaketinden, belediyelere yönelik operasyonlara, siyasi tutuklamalara ve barış sürecindeki engellere kadar uzanan bir tabloyu değerlendiren Bakırhan, iktidarın şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerine uymadığını sert bir dille ifade etti.
Bakırhan’ın konuşmasında, İstanbul’un kentsel yapısı ve doğal kaynakları üzerinde uygulanan projelerin, aslında bir risk yaratmakta ve felaketlerin önünü açmaktaydı. “Suyun hafızası vardır,” diyerek, çevreye duyarsız politikaların sonuçlarını çarpıcı bir şekilde örneklendirdi. Kentin geleceği için mega risklerden kurtulmanın, topluma iyilik yapmak için doğru bir yaklaşım olduğunu vurguladı. Ayrıca, belediyelere yönelik operasyonların, gerçek sorunları görmezden gelmek ve kentin temel ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olduğunu da belirtti.
İktidara yönelik eleştirileri daha da yükselterek, ‘süreç’ olarak adlandırdığı ve sürekli olarak uzatılan perde arkasındaki gerçeklerden bahsetti. “Fesih yapıldı, silahlar yakıldı, çekilme kararı açıklandı,” diyerek, toplumun umutla beklediği bir sürecin nasıl engellendiğini ve bu durumun halkın moralini nasıl bozduğunu ifade etti. Öcalan’ın özgürlüğü, siyasi tutukluların durumu, kayyımlar ve demokratik hakların engellenmesi gibi konulara da değinerek, iktidarın çözüm odaklı olmadığını, aksine sorunları görmezden geldiğini savundu. ‘Neyi bekliyorsunuz?’ sorusunu sorarak iktidarın aciliyeti vurguladı.
Son olarak, Barış ve Siyasallaşma Kurulu’nun acilen kurulması ve çalışmalarına başlaması gerektiğini belirterek, sürecin hızlandırılması için gerekli adımların atılması gerektiğini vurguladı. “Silahsızlanma bir irade beyanıyla tamamlanamaz,” diyerek, barışın sadece söylemle değil, somut adımlarla desteklenmesi gerektiğini belirtti. Basına yönelik artan baskı, sansür, kitapların toplatılması ve haber alma özgürlüğünün engellenmesi gibi konulara da dikkat çekerek, demokratik değerlerin korunmasının önemini vurguladı. “Halk TV’ye kayyım atıyorsunuz, şirket sahibine yönelik iddiaları yüzlerce gazetecinin emeğine müdahalenin gerekçesi yapıyorsunuz, fon ile ilgili konuşan gazetecileri gözaltına alıyorsunuz,” diyerek, iktidarın baskıcı politikalarının ve ifade özgürlüğüne yönelik saldırılarını kınadı. Bu durumun, 21. yüzyılda demokrasinin ve insan haklarının temel ilke olarak kabul edilmesi gerektiğini bir kez daha hatırlattı.”}”çelik_olmayan_bir_birey_olmak_için_yeterli_sayıda_söz_sözleşme_imzaladıklarını_ve_bu_şekilde_kendilerinin_sözlerini_tutma_becerilerini_geliştirdiklerini_belirtmişti.