İsrail istihbarat çevrelerinde dikkatleri üzerine çeken bir olay, Ben-Gurion Uluslararası Havalimanı'nda yaşandı. Askeri polis, ABD'den uzun bir süre sonra dönüşü bekleyen, Chabad-Lubavitch hareketiyle bağlantılı 40'tan fazla Ultra-Ortodoks Yahudi (Haredi) yolcuyu asker kaçağı şüphesiyle gözaltına aldı. Bu durum, ülkenin güvenlik stratejileri ve Haredi topluluğuyla ilgili hassas konular üzerine yoğun bir tartışma ortamı yarattı.
Olayın merkezinde, New York'ta tamamladıkları bir yıllık eğitim programından sonra ülkeye dönen bu Haredi gruplarının bulunması yer alıyordu. Gözaltına alınanlar, Tel Hashomer Askeri Üssü'ne götürülerek, orduya katılma konusundaki taleplerine yanıt vermeleri için sorgulanıyor. Bu süreçte, isteksiz davrananlara yönelik denetimli serbestlik kararları veya hapis cezaları gibi alternatifler değerlendiriliyor. İsrail ordusunun, bu durumu ‘askerlik yükümlülüklerini yerine getirmeyenlere karşı caydırıcı bir önlem’ olarak nitelendirdiği bu operasyon, aynı zamanda Haredi topluluğu içerisinde askerlik konusundaki hassasiyetin ve muhalefetin de bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Bu gelişmeyi, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun Yedioth Ahronoth gazetesine yaptığı bir açıklamada, “Bu tutuklamalar, zorlama olmaksızın askere alınma sürecine zarar vermeyi amaçlayan, kasıtlı bir girişim” şeklinde yorumlaması, olayın siyasi boyutunu da ortaya koydu. Netanyahu, gözaltıların, seçim döneminde Haredilerin askerlik konusundaki tutumlarına yönelik yasaların, aslında seçim tartışmalarını engellemek amacıyla çıkarıldığını savundu. Bu iddialar, Haredi partileri tarafından şiddetle reddedildi ve seçim stratejileriyle ilgili siyasi manipülasyonun bir örnek olarak gösterildi.
Olayın ardından, İsrail’de asker kaçağı kişi sayısının 76.809 olarak kaydedildiği ve bu rakmanın 2026 yılına kadar 437’ye kadar çıkabileceği bilgisi de kamuoyuna açıklandı. Asker kaçağı olanların büyük çoğunluğunun (yaklaşık %83’ü) Haredi erkekler olduğu vurgulanırken, İsrail’in yaklaşık 10 milyonluk nüfusunun %13’ünü oluşturan Haredi topluluğunun, dini inançları nedeniyle askerlik yapmayı reddetmeye devam ettiği hatırlatıldı. Bu durum, İsrail Yüksek Mahkemesi’nin 25 Haziran 2024 tarihinde verdiği kararla da pekiştirildi: Haredilerin askerlikten muaf tutulmasının yasal bir dayanağı bulunmamaktadır. Bu karar, Netanyahu hükümetinin yeni bir zorunlu askerlik yasası çıkarma çabalarına zemin hazırlarken, ülke genelinde siyasi bir krize neden oldu.”} attığı.