Türkiye’nin en büyük doğal afetlerinden biri olan 6 Şubat 2023 depreminin ardından kurulan ve büyük umutlarla başlatılan yardım fonlarında, son günlerde yaşanan gelişmeler büyük bir şaşkınlık ve tepki uyandırdı. Özel isimli bir kanalın açıklamaları, depremin toplam maliyetinin ilk etapta 100 milyar dolar olarak belirlendiği ancak son hesaplamalarla 110 milyar dolara yükseldiğini ortaya koydu. Bu artış, fonun yönetimi ve kullanımında ciddi bir istismarın yaşandığının kanıtı olarak değerlendiriliyor.

Açıklamalarda, fonun yönetimiyle ilgili bir dizi skandal ve yolsuzluk iddiaları da yer aldı. ‘Suistimal, kötü yönetim, kötü niyet’ ifadeleriyle başlayan tartışmalar, milyonlarca mağdurun sürekli olarak artan aciliyetine dikkat çekiyor. En güçlü ortaklıkların suç ortaklığı yaptığı ve bu ortakların hepsi tarafından sistematik bir istismar yapıldığı vurgulanıyor. Geçmişte “nereden çıkardı bunu” sorusuyla gündeme gelmiş olan durum, şimdi daha da karmaşık hale getiriliyor. Ahtapotun kollarının tasviriyle anlatılan yaygın etkiler, fonun farklı kanallardan ve ağlardan nasıl yönetildiğinin göstergesi olarak yorumlanıyor.

Bu gelişmelerin ardından, AK Partili isimlerin ve atanmış bürokratların fonun yönetimine dahil edilmesi ve bu süreçte yaşanan sömürü olayları da tartışma konusu oldu. Erdoğan’a yönelik eleştirilerde, bürokratların geçmiş ilişkileri ifşa edilerek görevden alınamadığı ve fonun yönetimiyle ilgili ciddi bir istismar yapıldığı vurgulanıyor. 30 milyon doların ve Bursa milletvekillerinin aracı rolünün bu skandalın sadece bir parçası olduğu belirtiliyor. Fonun izin verilmesiyle aile bireylerinin menfaat elde etmesi, denetimlerde fark edilmesi ancak ardından bakanlar tarafından “ne yapayım” deme geleneği, yetkililerin sorumsuzluğunu gözler önüne seriyor.

Özel, bu skandalın çözümü için yeni bir parti olarak ilk hafta içinde kanun teklifi sunma kararı aldı. Bu hamle, fonun yönetimiyle ilgili yolsuzlukların giderilebilmesi ve benzer olayların tekrar yaşanmaması için yasal bir çerçeve oluşturulması amacıyla yapılıyor. Bu durum, kamuoyunda büyük bir güven kaybına yol açarken, depremzedelerin acil ihtiyaçlarının karşılanması ve uzun vadeli iyileşme süreçlerinin başlatılması için acil çözümlerin bulunması gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor.