Türkiye ekonomisi, küresel jeopolitik ve ekonomik dalgalanmaların etkisiyle dikkatli bir şekilde takip edilmekte. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&P Global Ratings’ın son raporu, ülkenin geleceği ve karşı karşıya olduğu riskler hakkında önemli bilgiler sunuyor. Rapor, özellikle enflasyon beklentileri ve büyüme hedeflerine odaklanarak, yatırımcılar ve politika yapıcılar için bir analiz aracı niteliğinde.

S&P’nin değerlendirmesine göre, fonların liraya yönelmesi ve döviz talebindeki azalma, Merkez Bankası’nın döviz rezervlerini kısmen yenilemesine olanak sağladı. Ancak, Ortadoğu’daki devam eden çatışma ve bunun enerji fiyatları üzerindeki olumsuz etkileri, Türkiye’de enflasyonist baskıları artırma potansiyelini sürdürüyor. Kurum, 2026’da yıllık ortalama enflasyonun %30,9 ve 2027’de %21,7 seviyesine ulaşacağını öngörüyor, bu da ekonomik istikrar için önemli bir meydan okuma anlamına geliyor.

Ekonomik büyüme hedefleri de revize edilmiş durumda. S&P, 2025’teki %3,7’lik büyüme beklentisini 2026’da %3’e düşürüyor. Bu revizyon, enerji fiyat şoklarının ve enflasyon baskılarının büyüme üzerindeki olumsuz etkilerini yansıtıyor. Kurum, 2027’de büyümenin tekrar hızlanarak %3,7’ye ulaşabileceğini öngörüyor. Bu tahmin, ekonomik politikaların etkinliğine ve küresel ekonomik koşullara bağlı olarak değişebilir.

Bütçe açığı ve kamu borcu da önemli bir endişe kaynağı oluşturuyor. 2025’te GSYH’nin %2,6’sına karşılık gelen bütçe açığının 2026’da %3’e yaklaşması bekleniyor. Kamu borcunun GSYH’ye oranının ise %30’un altında kalması, finansal istikrar açısından kritik bir gösterge. S&P’nin bu tahminleri, hükümetin mali disiplinini koruma ve kamu borcunu yönetme konusundaki başarısına bağlı olacaktır. Rapor, aynı zamanda Türkiye’nin kredi notunun ‘durağan’ kalma durumunu da vurgulayarak, ek bir değerlendirme için potansiyel bir zaman çizelgesi oluşturuyor.”} att: [{