Türkiye’nin yasa dışı üreme hücresi ticaretindeki karanlık yüzü, İstanbul’da düzenlenen geniş çaplı bir operasyonla gün yüzüne çıkarıldı. Organize suç örgütünün, potansiyel müşterilerin tercihine sunabileceği, detaylı fiziksel özelliklere sahip kadınlardan oluşan özel kataloglar hazırladığı belirlendi. Bu çarpıcı detay, biyo-ticaretin etik sınırlarının nasıl zorlandığını gözler önüne serdi.
Soruşturma kayıtlarına göre, örgütün lideri tarafından hazırlanan dijital kataloglarda, donör kadınların saç rengi, göz rengi, ten rengi gibi detaylarının yanı sıra, kan grubu gibi biyolojik verileri de titizlikle kayıt altına alınmış. Bu veriler, müşterilerin taleplerine göre özelleştirilmiş fiyatlandırmalarla sunulmak üzere bir arşive aktarılmış. Bu durum, insan vücudunun parçaları gibi biyolojik verilerin ticari amaçlarla kullanılmasına dair endişeleri artırmaktadır.
Operasyon, Türkiye’nin yanı sıra KKTC, Arnavutluk ve Gürcistan’daki bağlantılı bir ağın da devreye girmesiyle daha da karmaşık hale gelmiş. Soruşturma sonucunda, 41 donör kadının, 811 kez yumurta hücresi satışı yaptığı ve her bir hücrenin 60-80 Euro arasında alıcı bulduğu tespit edilmiştir. Bu operasyon, sadece yasa dışı ticareti değil, aynı zamanda insan onuruna yakışmayan bir iş modelini de gözler önüne sermektedir.
Operasyonda, örgütün lideri Hacer T.’nin, 2020 yılına kadar tekstil işçisi olarak başladığı ve bir arkadaşı aracılığıyla donörlüğe başladığı bilgileri ortaya çıkmıştır. Daha sonra, ilaç tedarikiyle uğraşan Muharrem Ş. ile birlikte çalışarak örgütün başına geçmiş ve 6 yıl içinde organize bir yapı kurmuştur. Bu operasyon, biyo-ticaretin nasıl organize suç örgütlerinin eline geçebileceğini ve insan hayatını nasıl risk altında bırakabileceğini bir kez daha kanıtlamıştır. Adalet Bakanı Akın Gürlek, bu tür suçlara karşı kararlılıklarını vurgulayarak, insan bedeni üzerinden haksız kazanç sağlamaya çalışan yapıları engelleme taahhütlerini yineledi.