Küresel şehirler sıralamasında köklü bir dönüşüm yaşanıyor. World Population Review’ın yayınladığı son rapor, dünya nüfusunun giderek daha az sayıda metropolde yoğunlaştığını ortaya koyuyor. Endonezya’nın Cakarta şehri, 41,9 milyonluk nüfuzuyla Tokyo’yu geride bırakarak bu listeye yeni bir dinamik getirdi. Bu durum, dünya nüfusunun dağılımında önemli bir değişimin başladığının ve gelecekte daha da belirginleşmesinin işaretidir.
Rapor, özellikle Afrika ve Asya kıtalarında yaşanan dramatik nüfus artışlarını vurguluyor. Hindistan’ın Ghaziabad ilçesi, yıllık nüfus artış hızında birinci sıraya yerleşerek dikkat çekiyor. Gujarat’ın Surat, Afganistan’ın Kabil ve Nijerya’nın Lagos kentleri de benzeri büyüme oranlarıyla öne çıkıyor. Bu durum, ekonomik fırsatlara ve yaşam kalitesine ulaşma arzusuyla yönelen göç akışlarının, Afrika ve Asya’daki şehirleri nasıl bir merkezi konum kazandırdığını gösteriyor. Özellikle Kerala’nın Malappuram şehrinin yüzde 44’lük rekor artışı, nüfus yoğunlaşmasının en uç örneklerini sergiliyor.
Güncel veriler, dünyanın en kalabalık 20 şehrinin sıralamasında Cakarta’nın zirveye yerleşmesini, ardından Dakka, Tokyo, Delhi ve Şanghay’ın takip ettiğini gösteriyor. Ancak bu sıralama, sadece nüfus sayılarının değil, aynı zamanda demografik eğilimlerin ve küresel nüfusun gelecekteki dağılımının da bir yansımasıdır. Birleşmiş Milletler’in projeksiyonları, 2050 yılına kadar dünya nüfusunun %68’inin kentsel alanlarda yaşayacağını öngörürken, bu artışın büyük bir bölümünün Hindistan, Çin ve Nijerya gibi ülkelerde gerçekleşeceğini tahmin ediyor.
Bu hızlı nüfus artışı, altyapı üzerinde ciddi baskılar oluşturuyor. Özellikle Lagos gibi büyük şehirlerde, su, elektrik, toplu taşıma ve kanalizasyon sistemleri yetersiz kalıyor. Plansız kentleşme, milyonlarca insanın gecekondularda yaşamasına neden olarak, altyapı krizinin boyutunu daha da artırıyor. Bu durum, şehir planlamacılarının ve yerel yönetimlerin, nüfus artış hızının gerisinde kalmamaları için acil önlemler alması gerektiğini gösteriyor.”}