Türkiye'nin finansal düzenlemeleri üzerinde etkili olan Sermaye Piyasası Kurulu'nda (SPK) şaşırtıcı bir olay yaşandı. Başta 500 bini aşkın yatırımcının zararlarını telafi etmeye çalışan Mahmut Sütcü, beklenmedik bir istifa kararı aldı. Ancak bu ayrılığın en dikkat çekici yönü, Sütcü'nün görevinden ayrılmasına rağmen, eski pozisyonundan elde ettiği maaş ve ödemelere devam etme hakkına sahip olmasıdır. Bu durum, benzer bir senaryonun geçmişte Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan'da da yaşanmasıyla gündeme gelmişti.
Cumhurbaşkanı'nın atamasıyla 9 Mayıs 2026'da SPK Başkanlığı'na getirilen Mahmut Sütcü, yalnızca 5 aylık kısa görev süresi içerisinde koltuğunu bırakmak zorunda kaldı. Kasım 2024'ten itibaren İkinci Başkan olarak görev yapıp ardından başkanlığa terfi eden Sütcü'nün bu ani ayrılığı, yasal haklarını koruma çabası olarak yorumlanıyor. Ancak, bu durumun, fon krizinin çözüme ulaşmadığı bir dönemde, yatırımcıların beklentilerini ve finansal istikrarı etkilemesi açısından ciddi soruları beraberinde getirdiği de göz ardı edilemez.
SPK'nın iç yönetmeliklerinde yer alan 132. maddeye göre, Kurul Başkanı ve üyeleri herhangi bir görev veya işe başlayana kadar mevcut ödemelerini almaya devam edebilirler. Bu hükme göre Sütcü, yeni bir pozisyona geçene kadar iki yıl süreyle SPK'dan maaşını düzenli olarak almaya devam etme hakkına sahiptir. Bu düzenleme, benzer şekilde, geçmişte Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan'ın görevinden ayrılmasının ardından da uygulanmıştı. Bu durum, 'çalışmadan maaş alma' uygulaması ve yasal dayanakları konusunda önemli bir tartışma yaratmaktadır.
Ekonomi çevrelerinde yaşanan bu gelişme, fon krizinin etkilerini ve finansal düzenlemelerdeki boşlukları da göz önüne getirerek, dikkatli bir şekilde analiz edilmektedir. Yüzbinlerce yatırımcının parasının hala alınamadığı bir ortamda, istifa eden SPK Başkanı'nın maaş ödemelerine devam etmesi, kamuoyunda tepki ve eleştiri yaratırken, finansal düzenlemelerin etkinliğinin yeniden sorgulanmasına neden olmaktadır. Bu durum, yasal süreçlerin ve denetim mekanizmalarının daha şeffaf ve etkili hale getirilmesi gerektiğini de işaret etmektedir.