Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı’nın titiz çalışması sonucunda Milas Belediyesi’ne yönelik açılan soruşturma, çarpıcı detaylara ulaştı. ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, rüşvet, ihaleye fesat karıştırmak, resmi belgede sahtecilik ve kamu kurum ve kuruluşlarının zararına nitelikli dolandırıcılık’ şüphesi üzerine yürütülen inceleme, belediye bünyesinde karmaşık bir şebeke kurulduğunu ortaya koydu. Bu şebeke, 34 farklı şirket aracılığıyla 35 sahte ihale evrakı hazırlayarak Milas Belediyesi’ne sundu. Bu durum, belediyenin mali kaynaklarının çarpıcı bir şekilde sömürülmesine neden oldu.
Soruşturma ekibi, bu sahte başvuruların ardından 32 şirketin 33 iş deneyim belgesinin onaylandığını tespit etti. Ancak, bu belgelerin ardında yatan gerçek çok daha karmaşıktı. Bilirkişi raporları, şirketlerin hesap numaralarından, vergi kimlik numaralarına, hatta IBAN bilgilerine kadar her şeyde benzerlikler buldu. Çalışan ve maaş bilgilerinin örtüşmesi, mali müşavirlerin aynı kişilere ait olması ve sicil numaralarının farklılık göstermesi, şüphelilerin organize bir şekilde hareket ettiğini gösteriyordu. Rakamlarla ifade edilen tutarlardaki tutarsızlıklar ve aynı kişilerin farklı imzalarının kullanılması, soruşturmanın derinliğini artırdı. Bu durum, kamu kaynaklarının kötüye kullanıldığını ve ciddi mali kayıplara yol açtığını açıkça ortaya koyuyordu.
Operasyon kapsamında, gerçekte hiç gerçekleşmemiş işlere ilişkin ihale bedellerinin toplamı 2 milyar 579 milyon 555 bin 355 lirayı bulmuştu. Bu rakam, sahte belgelerin kullanıldığı 8 şirketin kamu ihalelerine katılımıyla 3 milyar 714 milyon 262 bin 711 liraya yükseldi. Şirketler, bu sahteciliklerle doğrudan veya dolaylı yollarla 342 milyon 880 bin liralık bir sermaye artırımına ulaşmışlardı. Bu skandal, sadece Milas Belediyesi’nin değil, tüm kamuoyunun dikkatini çekti ve şeffaflık ve hesap verebilirliğin önemini bir kez daha vurguladı.
Operasyon, Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz ve oğlu Doruk Topuz’un da aralarında bulunduğu 35 şüpheliyi kapsadı. Muğla merkezli olarak Adana, Ankara, Bursa, Elazığ, Hakkari, İstanbul, Gaziantep, Kilis, Kocaeli, Manisa, Van ve Ordu’da eş zamanlı olarak gerçekleştirilen baskınlarda 29 kişi göz altına alınırken, soruşturma devam ediyor. Bu olay, Türkiye’de yaşanan benzer şok edici vakaların, kamuoyunun güvenini sarsarken, yargının etkinliğinin ve yolsuzlukla mücadeledeki hassasiyetin önemini bir kez daha ortaya koydu.”}