Türkiye Diyanet Vakfı’nın, özellikle Gazze’ye yönelik bağış akışlarını yönetmek üzere oluşturduğu fonlar, kamuoyunda artan bir merak ve eleştiri odağına yerleşti. Vakfın bu kaynakları nasıl değerlendirdiği, hangi yatırım stratejileri izlediği ve bu süreçte kimlerle işbirliği yaptığı soruları, şeffaflık konusundaki endişeleri de beraberinde getiriyor. Özellikle, vakfın kaynaklarının, iktidar odaklı şirketlerle olan bağlantıları, tartışma boyutunu daha da büyütüyor.

Ekonomik analist Mustafa Sönmez, vakfın fon yönetimindeki uygulamalarını, Diyanet İşleri Başkanlığı ile Vakfı arasındaki karmaşık ilişki çerçevesinde değerlendiriyor. Sönmez, “Vakfın, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın doğrudan bir uzantısı olması ve 2 milyar TL’nin üzerinde bir finansal kaynağın, devlet bankaları yerine iktidar yanlısı bir holding olan Çalık Grubu’nun fonunda değerlendirilmesi, ciddi şüpheler uyandırıyor” diyerek, bu durumun kamuoyunun güvenini zedelediğini vurguluyor. Sönmez’in bu iddiaları, vakfın mali operasyonlarındaki potansiyel riskleri ve hesap verebilirliği tartışmaya açıyor.

Vakfın açıklamaları ise, fonların “faizsiz finans ilkelerine uygun” bir şekilde yönetildiğini ve herhangi bir değer kaybı yaşanmadığını belirtiyor. Vakfın Aktif Portföy Para Piyasası Katılım (TL) Fonu’nda 1 milyar 221 milyon 339 bin 650 adet katılma payının bulunduğu ve bu payların toplam tedavül değerinin yaklaşık 2 milyar 180 milyon lira olduğunu ifade ediyor. Ancak, bu verilerin nasıl elde edildiği, kullanılan yatırım stratejileri ve risk yönetimi politikaları konusunda kamuoyuna yeterli bilgi verilmemesi, şüpheleri devam ettiriyor. Ayrıca, borsa yatırımlarının yapılmadığına dair yapılan vurgu, fonun potansiyel getiri kapasitesini sınırlayan bir faktör olarak değerlendiriliyor.

Türkiye Diyanet Vakfı’nın yanı sıra, Türkiye Cihad Vakfı (TDV) da benzer bir yaklaşım sergiliyor. Vakfın açıklamasına göre, mali kaynakları faizsiz finans ilkelerine uygun olarak değerlendiriyor ve portföy yönetim şirketlerinde veya tasfiye kararı alınan fonlarda herhangi bir finansal işlem gerçekleştirilmiyor. Ancak, vakfın fon yönetimi süreçlerindeki detaylı bilgi eksikliği, kamuoyunun kafasındaki soru işaretlerini gidermede yetersiz kalıyor. Bu durum, vakfın şeffaflık konusundaki performansını yeniden sorgulamaya yol açıyor.”}”ç.{