TBMM KİT Komisyonu’ndaki Eti Maden incelemesi, kurum içindeki işçi sorunlarını merkeze aldı. YENİ Parti’nin Adana Milletvekili Orhan Sümer’in açıklamaları, bin 387 işçinin ‘muvazaa’ sebebiyle açtığı davaların boyutunu gözler önüne serdi. 352 davanın kesinleşmesi ve 2024 yılında 12.1 milyon TL’lik bir maliyet oluşması, Eti Maden’in taşeron uygulamalarının ciddi bir risk yarattığını açıkça ortaya koydu. Sümer’in, dava sayısındaki ani artışa ilişkin soruları, kurumun iş süreçlerinde yaşanan belirsizlikleri ve potansiyel sorunları da işaret etti.

Sayıştay’ın raporları ise Eti Maden’deki işçilik alacakları konusundaki hassasiyetleri vurguladı. Üretimdeki işçilerin personeli rejiminin ‘muvazaa’ ile ilişkilendirilmemesi gerektiği ve personel rejiminin değiştirilirken, teşekkül şirketlerinin kullanımının dikkatli bir şekilde değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. Bu tespitler, Eti Maden’in iş gücü yönetimi stratejisinin yeniden gözden geçirilmesinin gerekliliğini ortaya koydu. Özellikle, uzmanlık gerektiren işlerde hizmet alımının ‘muvazaalı’ olup olmadığını belirleme konusunda Sayıştay’ın ihtiyatlı bir yaklaşımı, kurumun mali risklerini azaltmaya yönelik bir adım olarak değerlendirilebilir.

Eti Maden Strateji Geliştirme Dairesi Başkanı Uğur Aydoğan, bazı faaliyetlerin alt yüklenici yoluyla karşılandığını kabul etti. Ancak, kurumun ana statüsünde tanımlanan faaliyetlerin bir bölümünün kadrolu personelle yürütüldüğünü ve teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde ihalelerle hizmet alımının yapıldığını savundu. Aydoğan’ın, uzun yıllardır uygulanan hizmet alım yöntemlerinin ‘muvazaalı’ olarak değerlendirilmesinin, özel sektörün sermaye birikimini kaybetmesine neden olabileceğini belirtmesi, bu yöntemin risklerini de ortaya koydu. Yine de, işçi sayısının kadroya alınabilirlik açısından sınırlı olması, kurumun bu konuda alternatif çözümler arayışında olduğunu gösterdi.

<

Aydoğan’ın, ‘muvazaa’ davalarına konu olabilecek işlerde çalışan personelin özel bir kanunla kadrolu işçi statüsüne alınması veya bu işlerin kadrolu personelle gerçekleştirilebilmesi için girişimlere devam edileceğini ifade etmesi, kurumun bu karmaşık soruna yönelik bir çözüm arayışında olduğunu gösteriyor. Ancak, mevzuatın bu girişimleri engelleme potansiyeli de göz ardı edilmemeli. Eti Maden’in, hem yasal düzenlemelerle hem de işçi haklarını koruyan politikalarla uyumlu bir iş gücü modeline geçmesi, kurumun sürdürülebilirliğinin ve itibarının korunması açısından kritik önem taşıyor.