Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Ankara Teşkilat Buluşması’nda, Türkiye’nin son dönemdeki muazzam dönüşümüne ve bu dönüşümün arkasındaki stratejik vizyona ışık tutan önemli değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasında, partinin kurduğu andan itibaren öngörülmeyen, neredeyse imkânsız gibi görünen hedeflere ulaşılmasına rağmen, Türkiye’nin ulusal ve uluslararası arenadaki konumunu önemli ölçüde güçlendirilmiş bir şekilde bulundurması vurgulandı.
Erdoğan, özellikle eğitim, sağlık, adalet, emniyet, ulaşım, ekonomi, dış politika, turizm gibi kritik alanlarda gerçekleştirilen atılımların, 103 yıllık Cumhuriyet döneminin en başarılı kadrosu tarafından sağlanan bir başarı olduğunu belirterek, “Milletimizin kalbine şanla, şerefle nakşettik” ifadesini kullandı. Bu, sadece bir slogan değil, AK Parti’nin temel misyonu ve siyasi anlayışının özetiydi: Ülkeyi ileriye taşıyan, halkın refahını artıran, tarih boyunca unutulmaz bir iz bırakan bir yönetim anlayışı.
AK Parti’nin, sorunları çözmekten ziyade, çözümsüzlüğün yarattığı belirsizliğe son vermeye odaklandığı vurgulandı. Yeni barajlar, isale hatları, yollar, metro hatları, TOKİ konutları, parklar, yeşil alanlar, millet bahçeleri, modern hastaneler ve sağlık merkezleri gibi somut projelerle, vatandaşın ihtiyaçları karşılanmış, yaşam standartları yükseltilmişti. Bu sayede, sadece Türkiye’nin değil, bölgesinin de gelişmesine katkı sağlanıyordu. Ankara’ya yapılan 4 trilyon 280 milyar liralık yatırım, bu vizyonun somut bir örneğiydi.
Ankara’nın, uluslararası arenada da giderek daha etkin bir rol üstlenmesi hedefleniyordu. NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapılması, Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’nin Ankara’da düzenlenmesi ve başkentin küresel diplomasinin merkezi olarak adından söz ettirmesi planlanıyordu. 1933 yılında kurulan ve yeniden ihya edilen Ankara Havalimanı’nın genişletilmesi, bu hedeflere ulaşmanın önemli bir adımıydı. Bu sayede, Türkiye’nin uluslararası arenadaki imajı güçlendirilerek, ekonomik ve ticari ilişkiler daha da geliştirilecekti. Şehrin yeni eserlerle donatılması, Ankara’nın sadece bir başkent değil, aynı zamanda Türkiye’nin geleceğinin sembolü olarak da konumlandırılması hedefleniyordu.