İstanbul Anadolu 27. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam eden, Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı’nın da aralarında bulunduğu 12 tutuklu 53 sanığın davası, beklenmedik bir gelişmeyle dikkatleri çekti. Etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanan ve ifade veren Durmuş Gümüş’ün sunmuş olduğu 10 sayfalık dilekçe, dosyanın hukuki süreçte nasıl ilerleyeceği konusunda ciddi tartışmalara neden oldu.

Duruşmanın ilk aşamasında, Cumhuriyet’in daha önce gündeme getirdiği Gümüş’ün, belediyede kısa süreli görev yapmasına rağmen 15 farklı başlıkta etkin pişmanlık ifadesi vermiş olması, sanığın itirafçı rolüne dair soruları beraberinde getirmişti. Ancak, dilekçenin sunuluş şekli, bu soruları daha da karmaşık hale getirdi. Dosyayı inceleyen avukat Baran Yeltekin, UYAP sisteminde Gümüş’e ait herhangi bir kayıt bulamadı ve dilekçenin üzerinde tarih, mühür veya avukat imzası olmadığını tespit etti.

Yeltekin, Gümüş’ün tutuklu bulunduğu süreçte, bir dilekçenin nasıl hazırlanıp savcılığa gönderilebileceği konusunda şaşkınlığını dile getirdi. Belgenin üzerinde gerekli idari teslim ve kayıt bilgilerinin bulunmaması, savcılığın dosya üzerinde işlem yapabilmesi için önemli bir engel teşkil ediyordu. Avukat, UYAP veya ön büro üzerinden yapılan kayıtların standart bir prosedür olduğunu vurgulayarak, dilekçede bu bilgilere dair herhangi bir ibarenin olmamasına dikkat çekti.

Duruşmadaki tartışmalar, Gümüş’ün imzasının dilekçeye ait olduğunun kabul edilmesiyle daha da yoğunlaştı. Gümüş, imzanın kendisine ait olduğunu teyit etse de, dilekçeyi kendisinin hazırlamadığını, müdafisi tarafından hazırlanıp mührü basıldıktan sonra savcılığa teslim edildiğini belirtti. Bu durum, sanığın itirafçı rolünün ne kadar karmaşık ve belirsiz olduğunu gözler önüne serdi ve dosyanın geleceği hakkında yeni sorular ortaya çıkardı. Mahkeme, bu durum üzerine sanığın ifadelerinin ve dilekçenin detaylı bir şekilde incelenmesi için ek süre talep etti.