Türkiye’nin havacılık ve uzay sanayiindeki çığır açan dönüşümü, Airbus ile yapılan stratejik ortaklıklarla daha da belirginleşiyor. Şirketin Türkiye Başkanı Simon Ward’ın açıklamaları, son 20 yılda yaşanan bu dönüşümün sadece bir başlangıç olduğunu ve Airbus’ın Türkiye’deki faaliyetlerinin ölçeğinin katlanarak arttığını gözler önüne seriyor. Sadece bir üretim hub’u olmanın ötesinde, Airbus’ın Türkiye’deki yıllık harcamaları, ilk dönemlerdeki 35 milyon dolar seviyesinden günümüzde 750 milyon dolara yükselerek, Türk sanayisinin küresel havacılık sektöründeki konumunu güçlendiriyor.

Bu kapsamda, Türk şirketlerinin Airbus için üretim kapasitelerini önemli ölçüde artırması ve iş hacmiyle ilgili hedefleriyle, Türkiye’nin havacılık sektöründe uluslararası arenada söz sahibi bir ülke haline geldiği açıkça ortaya koyuluyor. Geçmişte sınırlı offset anlaşmalarıyla yürütülen faaliyetler, günümüzde geniş kapsamlı üretim ve montaj süreçlerini kapsayarak, Türk havacılık sanayisinin uluslararası tedarik zincirindeki rolünün de güçlendiğini gösteriyor. Bu durum, sadece ekonomik bir başarı hikayesi değil, aynı zamanda teknolojik bir atılımın da sembolü.

Öne çıkan bir örnek ise, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) tarafından geliştirilen HÜRJET projesi. Bu proje, İspanya ile yapılan iş birliği sayesinde, Avrupa’ya yönelik yeni bir endüstriyel model oluşturuyor. İlk uçakların Türkiye’de üretilerek teslim edilmesi ve ardından İspanyol ortakların katkısıyla ortak konfigürasyonların geliştirilmesi, hem Türkiye’nin hem de Avrupa’nın havacılık sanayisinde yenilikçi bir yaklaşım sergilemesini sağlıyor. Bu iş birliği, HÜRJET’in sadece İspanya’nın ihtiyaçlarına göre uyarlanmış bir versiyonunun değil, aynı zamanda diğer NATO müttefiklerine ve dost ülkelerin ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir platformun da geliştirilmesini hedefliyor.

Airbus’ın HÜRJET programındaki rolü, bu iş birliğinin sadece teknik bir proje olmadığını, aynı zamanda Türkiye’nin kendi geliştirdiği platformları Avrupa pazarına taşıma hedefine yönelik önemli bir adım olduğunu da vurguluyor. Ayrıca, Airbus Pazar Analizi ve Tahminleri Başkan Yardımcısı Antonio Da Costa’nın Türkiye’nin sivil havacılık pazarına ilişkin öngörüleri de heyecan verici. Türkiye’nin uçak filosunun önümüzdeki 20 yılda iki katına çıkması, hava yolu taşımacılığı pazarının ihtiyaçlarını karşılamak için yaklaşık 1.800 yeni uçağa ihtiyaç duyulması ve bazı göstergelerde büyümenin üç kata yaklaşması gibi projeksiyonlar, Türkiye’nin havacılık sektöründeki büyümesinin potansiyelini ortaya koyuyor. İstanbul’un uluslararası hava trafiğindeki stratejik konumu ise, bu büyümenin destekleyici bir unsuru olarak öne çıkıyor.”}p>