Türkiye'nin hassas noktalarından biri olan Heybeliada Ruhban Okulu, yeniden gündeme gelerek ilginç bir siyasi ve kültürel gerilime sahne oluyor. Fener Rum Patrikhanesi’nin stratejik hedefleriyle örtüşen ve İstanbul’da “Vatikan Modeli” bir devlet kurma planları gibi kapsamlı bir vizyonun parçası haline gelen bu okulun yeniden canlandırılması, ulusal güvenlik ve egemenlik tartışmalarını da beraberinde getiriyor. Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın bu gelişmeyi son derece kritik bir dille değerlendirmesi, konunun önemini ve potansiyel risklerini ortaya koyuyor.
Özdağ’a göre, Heybeliada Ruhban Okulu’nun, özellikle de dış güçlerin etkisiyle yeniden bir ‘casus yuvası’na dönüşme potansiyeli taşıyor. İstanbul Üniversitesi’ne bağlı olarak uzun süre Türk devletinin denetiminden uzak kalan ve kilise tarafından kapatılan okulun, Yükseköretim Kurulu (YÖK) denetiminde açılmaması durumunda, ülkenin anayasal düzenine ve egemenliğine yönelik ciddi bir tehdit oluşturacağı vurgulanıyor. ‘FETÖ okullarına benzer bir casus yuvasına döndürülür’ endişesi, Türkiye’nin güvenlik stratejisinin merkezine yerleştiriliyor ve dış etkilerin bu alandaki potansiyel etkilerinin altı çiziliyor.
Bu durum, Fener Rum Patrikhanesi’nin Bartholomeos liderliğindeki stratejik hamleleriyle doğrudan bağlantılı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, 25 Eylül 2025’te ABD ziyaretinde Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılmasına yönelik açıklamasının ardından, Patrik Bartholomeos’un okulun bu yıl Eylül ayında açılacağı ve yoğun bir restorasyon çalışmasının yürütüleceği duyurması, konunun önemini daha da belirginleştirmiş. Ancak Özdağ’ın vurguladığı gibi, bu durum, Türkiye’nin ulusal çıkarlarını koruma açısından, dikkatli bir yaklaşımla değerlendirilmesi gereken bir gelişme. Okulun, YÖK denetiminde açılmaması halinde, kapitülasyon, egemenlik ihlali ve laiklik karşıtlığı olarak değerlendirileceği vurgulanıyor.
Konuyla ilgili geçmişteki girişimler ve olası çözülmemiş sorunlar da yeniden tartışılıyor. Süleyman Demirel’in cumhurbaşkanlığı döneminde gündeme gelen ve Prof. Dr. Kemal Gürüz’ün YÖK Başkanlığı döneminde sonuç alınamayan Ruhban Okulu projesi, Zafer Partisi’nin eleştirilerine göre, Türkiye’nin egemenlik haklarını koruma açısından hayati önem taşıyor. Batı Trakya’daki Türklerin müftü seçim özgürlüğünün kısıtlanması ve Yunan makamları tarafından atanan müftünün camiye sokulmaması gibi durumlar, Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasının, Türkiye’nin siyasi tavizler vermesine yol açacağı endişesini artırıyor. YÖK Başkanı ile Patrik arasında varılan mutabakatlar, okulun açılması için atılan adımları gösterirken, Özdağ’ın uyardığı gibi, Türkiye’nin ulusal çıkarlarını ve egemenliğini koruma konusunda dikkatli olunması gerekiyor.