Küresel sağlık sektöründeki finansman sistemi, ülkeler arasında büyük farklılıklar gösteriyor. Dünya Bankası’nın güncel verileri, sağlık harcamalarında devletin rolünün, ülkeler arasında ciddi oranda değişkenlik gösterdiğini ortaya koyuyor. İsveç ve Japonya gibi gelişmiş ekonomilerde, sağlık hizmetlerinin finansmanı büyük ölçüde devlete aittir; bu ülkelerde devletin sağlık harcamalarındaki payı sırasıyla %86 ve %85'i aşmaktadır. Bu durum, vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini ve kalitesini önemli ölçüde desteklemektedir.

Ancak, bu tabloya ABD’nin farklı bir yaklaşımı bulunmaktadır. ABD’de sağlık harcamalarındaki devlet payı, sadece %54 seviyesinde seyretmektedir. Bu durum, sağlık hizmetlerinin büyük bir bölümünün özel sektör tarafından karşılanması ve bireylerin sağlık masraflarının önemli bir yükünü omuzlaması anlamına gelmektedir. Bu durum, özellikle gelir dağılımı eşitsizliği yaşayan bireyler için ciddi bir sorun teşkil etmektedir.

Hindistan ve Meksika gibi gelişmekte olan ülkelerde ise durum daha da dikkat çekicidir. Bu ülkelerde, sağlık harcamalarının %40'ından fazlası doğrudan hastalar tarafından karşılanmaktadır. Bu, temel sağlık hizmetlerine erişimin zorlaşmasına ve sağlık hizmetlerinin kalitesinin düşmesine neden olabilecek bir durum oluşturmaktadır. Bu durum, yoksul ve dezavantajlı grupların sağlık hizmetlerine erişimini engellemekte ve sağlık eşitsizliğini derinleştirmektedir.