Küresel teknoloji arenasında yeni bir dönem başlarken, yapay zekâ yatırımları ABD ekonomisini derinden etkilemeye devam ediyor. Citi’nin küresel başekonomisti Nathan Sheets’in son değerlendirmesi, bu dönüşümün hızını ve potansiyel sonuçlarını gözler önüne seriyor. Yatırım akışının, 1990’ların sonunda internet devrimiyle birlikte yükselişe geçtiği dotcom döneminin benzer aşamasına göre iki katına çıktığı vurgulanırken, bu durumun ekonomideki etkileri ve gelecekteki beklentiler hakkında önemli sorular ortaya çıkarıyor.
Sheets’in analizine göre, ABD’de yapay zekâya yönelik yatırımların gayrisafi yurt içi hasıla oranının yaklaşık yüzde 1,5’e ulaştığı belirtiliyor. Bu rakam, internetin yaygınlaşmaya başladığı 1990’lı yılların dotcom yatırım döngüsünün benzer aşamasındaki seviyenin iki katını aşarak, teknolojik dönüşümlerin yatırım ortamında yarattığı dinamizmi gözler önüne seriyor. Ancak bu büyük harcama akışı, henüz beklentileri karşılamayan verimlilik artışlarıyla birlikte, yatırımcıların ve finans piyasalarının dikkatini çekiyor.
Yapay zekâ yatırımlarının kapsamı, sadece yapay zeka yazılımlarına ve bu alanda faaliyet gösteren şirketlere aktarılan sermayeye kadar uzanmıyor. Veri merkezlerinin inşası, yüksek performanslı yarı iletkenlerin tedariki, bulut bilişim altyapısının genişletilmesi ve enerji talebini karşılamak amacıyla yapılan yatırımlar da bu kapsamı genişletiyor. Bu durum, yapay zekânın sadece bir teknoloji alanını değil, ABD ekonomisinin genel yatırım ve üretim faaliyetlerini etkileyen kritik bir büyüme motoru haline geldiğini gösteriyor. Citi’nin 25 Eylül’de yayımladığı küresel ekonomi araştırması, 2025 yılına kadar yapay zekâ yatırımlarının yaklaşık 300 milyar dolar seviyesine ulaşacağını ve 2026’nın ilk yarısında yıllıklandırılmış yatırım hızının 466 milyar dolara yükselmesini öngörüyordu.
Bu büyüme trendi, sadece ABD’yi değil, diğer gelişmiş ekonomileri de etkiliyor. Özellikle Güney Kore ve Tayvan gibi yarı iletken üretiminde stratejik öneme sahip ülkeler, artan çip ve teknoloji ekipmanı talebinden faydalanarak küresel teknoloji zincirinde daha önemli bir rol oynuyor. Ancak yatırım miktarı ile gelecekte sağlayacağı getiri arasındaki ilişki, finans piyasalarının sorguladığı bir konu haline geliyor. Yapay zekâ yatırımlarının dotcom dönemini geride bırakıp bırakmadığı, teknoloji hisselerinde yeni bir balon oluşup oluşmadığı ve gelecekte beklenen ekonomik faydanın ne zaman ortaya çıkacağı gibi sorular, yatırımcıların ve ekonomistlerin gündeminde yer alıyor. Citi’nin vurguladığı temel sorun, yapay zekâ yatırımlarının henüz ekonomi genelinde aynı büyüklükte bir verimlilik artışı yaratmaması. Şirketler, veri merkezlerine, yazılımlara ve yeni teknolojilere büyük kaynaklar ayırırken, bu harcamaların üretkenlik üzerindeki etkisi sınırlı kalıyor. Citi, teknolojinin uzun vadede önemli verimlilik kazanımları sağlayabileceğini belirtirken, bu dönüşümün zaman alacağını vurguluyor. Bu durum, ekonomide verimlilik J eğrisi olarak bilinen yaklaşımla açıklanıyor. Büyük teknolojik dönüşümlerin ilk aşamalarında şirketler yeni altyapılar kuruyor, çalışanlarını eğitiyor ve iş süreçlerini yeniden düzenliyor. Başlangıçta maliyetler yükselirken verimlilik kazanımları daha sonra ortaya çıkabiliyor. Elektriğin sanayide yaygınlaşması ve internetin iş dünyasına girmesi de geçmişte benzer süreçlerden geçmişti.”}p>”