Paris Ceza Mahkemesi, global çimento devi Lafarge'ın Suriye'deki operasyonları sırasında, terör örgütlerini destekleme suçlamasıyla sonuçlanan uzun süren procès'ta tarihi bir karar açıkladı. Bu davada, şirketin, 2013-2014 dönemindeki faaliyetleri sırasında, çeşitli silahlı gruplara önemli miktarda finansman sağladığına dair kanıtlar sunuldu. Mahkeme, bu durumun, bölgesel istikrarsızlığı körükleyen ve terör örgütlerinin güçlenmesine katkıda bulunan bir eylem olarak değerlendirildi.
Mahkeme heyeti, Lafarge ve 8 kişinin, Suriye'deki faaliyetleri sırasında “terör örgütünü finanse etmekten” suçlu bulunduğunu, bu suç nedeniyle şirkete 1 milyon 125 bin avro gibi önemli bir para cezası uyguladığını ve bu cezanın kamuoyuna duyurulacağını kararlaştırdı. Davada yargılanan 8 kişi, suçlarının ağırlığına göre 18 ay ile 7 yıl arasında hapis cezalarına çarptırıldı. Bu karar, küresel ticaret ve yatırım ortamında da önemli bir etki yaratması beklenen bir gelişmedir.
Dava sürecinde, Lafarge'ın Suriye'deki yan kuruluşu Lafarge Çimento Suriye (LCS) aracılığıyla terör örgütlerine destek sağlamaya çalıştığına dair güçlü deliller ortaya çıktı. LCS'nin CEO'su Bruno Pescheux, DEAŞ dahil olmak üzere çeşitli terör örgütleriyle bir anlaşma yapmaya çalışırken, terör örgütlerinin finans sistemini uygulamaya koyduğu tespit edildi. Ayrıca, Operasyonlardan Sorumlu eski Müdür Yardımcısı Christian Herrault, Tlass'a yapılan muğlak ödemelerin devam edilmesini savunduğu gerekçesiyle hapis cezasına çarptırıldı. Davada yer alan Suriyeli sanık Firas Tlass ise, Lafarge ile terör örgütleri arasında aracı olduğu gerekçesiyle 7 yıl hapis cezası verildi. Tlass hakkında Fransa topraklarına girişi yasaklandı.
Avrupa Birliği'nin Suriye üzerindeki ambargosunu ihlal ettikleri gerekçesiyle Lafarge ve eski yöneticileri, yaklaşık 4,5 milyon avroluk gümrük cezasını birlikte ödemeye mahkum edildi. Bu karar, sadece Lafarge'ın itibarını zedelemekle kalmayıp, aynı zamanda diğer şirketlerin de Suriye'deki faaliyetleri sırasında uluslararası hukuka uyum konusunda daha dikkatli olmaları gerektiğini gösteriyor. Bu davada verilen cezalar, terör finansmanın uluslararası hukukta nasıl bir yer edindiğini ve bu tür eylemlerin ne kadar ciddi sonuçları olabileceğini bir kez daha vurgulamaktadır.”}id=