İtalya’nın gençleri, Fransa’da duydukları siteme benzer bir çığlıkla cevap verdi. Bu sefer de meydanlarda, ‘kamu hizmetlerindeki kesintilere ve neoliberal politikaların acımasızlığına’ karşı duruşlarını ortaya koydular. Ancak bu talepler, bazı çevreler tarafından ‘faşist Le Pen’i destekleme’ ve ‘Avrupa’yı Müslüman ve Afrikalıların yıkma’ gibi çarpıtılmış bir şekilde sunuluyor. Bu durum, sömürgeciliğin ve emperyalizmin karanlık yüzünü gözler önüne seriyor.

Avrupa’nın bugünkü yapısı, Portekiz, İspanya, Hollanda, Fransa ve İngiltere gibi güçlerin sömürgecilik faaliyetleri üzerine inşa edilmiş bir karmaşıklık. Bu süreçte, sömürge halklarının kanları, emekleri ve çalınan kaynakları, Batı kapitalizminin zenginliğine katkıda bulunmuş. Bugün bile, petrol, ucuz işgücü ve sömürme mekanizmalarıyla bu süreç devam ediyor. Bu nedenle, Avrupa’nın Müslüman ve Afrikalı halklarından şikayet etmesi, ikiyüzlülük ve ahlaksızlık olarak değerlendirilmelidir.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun ‘Batı Medeniyetinin Savunmasında’ yaptığı konuşma, bu durumu daha da belirgin hale getiriyor. Rubio, ‘Atina’da doğan, Roma tarafından şekillendirilen, Hristiyanlıkla vaftiz edilen, Ortaçağ Avrupası’nın fırınında güçlenen, İngiliz özgürlüğüyle donatılan ve Atlantik’in öbür yakasına taşınan’ bir uygarlığı idealize ediyor. Ancak bu idealize edilmiş görüntü, sömürgeciliğin ve emperyalizmin gerçeklerini görmezden geliyor. Bu türden bir ‘topyekûn savunma’ önerisi, mevcut eşitsizlikleri ve adaletsizlikleri meşrulaştırmak amacıyla ortaya atılmış bir stratejidir.

Fransa’daki gençlerin eylemleri, kapitalizmin ve neoliberal politikaların acımasızlığını eleştirerek bu kara propagandayı boşa çıkarıyor. Onların odak noktası, sömürgeciliğin mirası, kamusal hizmetlerin tasfiyesi ve eşitsizliklerin artmasıdır. Bu nedenle, Avrupa’da yaşanan bu çalkantı, sadece bir gençlik isyanı değil, aynı zamanda sömürgeciliğin ve emperyalizmin yarattığı sorunlara karşı bir direnç ifadesidir. Bu mücadele, adalete, eşitliğe ve daha adil bir geleceğe olan inancı temsil etmektedir.”} çatırdaması ve bunun da sömürgeciliğin mirasının, Avrupa’nın yapısını nasıl şekillendirdiğini gözler önüne seriyor.”}