Fon piyasalarındaki karmaşık gelişmeler, yatırımcıların mağduriyetine dair yeni bir boyut daha ortaya çıkarıyor. Sermaye Piyasası Kanunu’nun 107. maddesi kapsamında sunulan ‘etkin pişmanlık’ uygulaması, mağdur fon yatırımcıları için ciddi bir belirsizlik kaynağı olarak karşımıza çıkıyor. Ekonomik analist Dr. Murat Kubilay, bu düzenlemenin ‘çok sorunlu’ olduğunu vurgulayarak, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın yerine doğrudan fon mağdurlarının hesaplarına ödeme yapılmasını savunuyor. Bu yaklaşımın, hem hukuki açıdan daha tutarlı hem de yatırımcıların haklarını koruma açısından daha etkili olacağına inanılıyor.
Fon krizinin etkileri, piyasalarda 1 ay süren bir aksaklığa rağmen hala hissediliyor. Mağdur olan yatırımcılar, fonlara yaptıkları yatırımların tamamını geri almanın zorluğunu yaşamaya devam ediyor. Özellikle hisse senedi ve serbest fonlarda yaşanan büyük değer kayıpları, yatırımcıların güvenini ciddi şekilde sarsmış durumda. Ziraat Bankası’nın bazı fonların tasfiyesinde hisse senetleriyle ayni ödeme yapma çabası, bu süreçte yaşanan eksiklikleri ve tam bir satışın gerçekleşmemesini işaret ediyor. Bu durum, piyasadaki genel karmaşıklığı daha da artırıyor ve yatırımcıların haklarını koruma konusunda yeni zorluklar yaratıyor.
Etkin pişmanlık maddesiyle ilgili belirsizlikler, yatırımcılar arasında büyük bir endişe yaratıyor. Maddenin, ‘Siz suçunuzu biliyorsunuz, gelin ödemeyi yapın’ şeklinde yorumlanması, hukuki bir garanti sağlamadığı için yatırımcıların güvenini boşa çıkarmış durumda. Ekonomist Ramazan Başak, menfaatin 2 katı ödenmesi durumunda, ilgili kişilerin Hazine’ye değil, fon mağdurlarının hesaplarına ödeme yapılmasını öneriyor. Bu yaklaşım, mağduriyetin en azından kısmen giderilmesine ve yatırımcıların haklarının korunmasına katkı sağlayabilir.
Fon krizinin sadece piyasalardaki bir sorun olmadığını, aynı zamanda uzun vadeli kamusal bir ihmalin de göstergesi olduğunu vurgulayan Ramazan Başak, fonlarla ilişkilendirilen bazı hisselerdeki taban serisini hatırlatıyor. Bu durum, kamu kaynaklarının bu tür riskli yatırım alanlarına yönlendirilmesinin önüne geçilmesi gerektiğini gösteriyor. Başak, ‘Hisse senedi mağdur fonu’ oluşturulması ve dolandırılan yatırımcıların paralarının iade edilmesi için bir mekanizma geliştirilmesi gerektiğini savunuyor. Ayrıca, örgütlü bir şekilde gerçekleştirilen dolandırıcılıklardan elde edilen haksız kazançların bu fon aracılığıyla geri alınması gerektiği vurgulanıyor. Bu durum, hem yatırımcıların haklarını koruma hem de kamu kaynaklarının doğru kullanılması açısından önemli bir adım olabilir. Yeni ortaya çıkan şüpheli bir durum, bu süreçte daha da dikkatli olunması gerektiğini gösteriyor.”}