Türk sanat sahnesinin parlak bir yıldızı Süleyman Saim Tekcan, sanata olan tutkusu ve özgün işleri ile akıllarda taht kurmuştu. 86 yaşına ulaşan bu usta sanatçı, hem eserleriyle hem de yetiştirdiği genç nesillere kattığı bilgilerle sanat dünyasına önemli bir miras bırakmıştır. Ailesi ve sevenleri tarafından derin bir üzüntüyle karşılanan Tekcan'ın vefatı, Türkiye'nin sanat tarihine altın harflerle yazılacak bir dönüm noktasıdır.

1940 yılında Trabzon’da doğan Tekcan, sanata olan ilgisini genç yaşta keşfetmiş ve bu uğurda sayısız özveri göstermiştir. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü’nden aldığı resim eğitimiyle sanat yolculuğuna başlamış, ardından öğretmenlik ve akademisyenlik görevleriyle sanata olan bağlılığını sürdürmüştür. Özellikle litografi, serigrafi ve gravür alanlarındaki çalışmalarında geliştirdiği yenilikçi teknikler, Türkiye’de özgün baskı sanatının gelişimine önemli katkılar sağlamıştır. Bu teknikler, günümüzde de sanatçılar tarafından ilham kaynağı olmaya devam etmektedir.

Tekcan’ın sanatsal yaklaşımı, geleneksel Türk motiflerini çağdaş bir bakış açısıyla harmanlamasıyla öne çıkmıştır. At figürlerini, Türkiye’nin zengin kültürel mirasının bir yansıması olarak eserlerinde sıklıkla kullanmış, bu figürleri özgün baskı teknikleriyle yeniden yorumlamıştır. Bu yaklaşımı sayesinde, hem geleneksel sanatın ruhunu korumuştur hem de modern sanata yeni bir soluk getirmiştir. Müzenin kuruculuğu da bu yenilikçi yaklaşımın bir sonucu olarak değerlendirilebilir.

Süleyman Saim Tekcan’ın mirası, 2004 yılında İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi’nin (IMOGA) kurulmasıyla taçlanmıştır. Bu müze, özgün baskı eserlerinin üretilmesi, korunması ve sergilenmesi için önemli bir merkez haline gelmiş, Türkiye’de grafik sanatlarının gelişimine katkı sağlamıştır. Ayrıca, birçok üniversitenin Güzel Sanatlar Fakülteleri’nde de dekanlık yaparak ve üniversitelerin kuruluşunda görev alarak, sanat eğitimine ve kurumlara olan katkılarıyla da öne çıkmıştır. Sanat camiasına yaptığı değerli katkılar ve Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'nün alması, onun sanatsal başarısını ve önemini daha da pekiştirmiştir.