İran Parlamentosu, ülkenin savunma stratejisinde önemli bir değişimi simgeleyen bir atama yaparak Mehrdad Ahlaki Ketabçi'yi yeni Savunma Bakanı olarak onayladı. Bu gelişme, uzun süren geçici yönetimin sona ermesi ve bakanlık bürokrasisinde bir istikrar getirmesi açısından büyük önem taşıyor. Ketabçi, özellikle son dönemde İran'ın güvenliği ve ulusal çıkarları bağlamında artan gerilime ışık tutan bir figür olarak öne çıkıyor.
Ketabçi, görevine başlamasıyla birlikte, özellikle ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik gerçekleştirdiği askeri provokasyonlarla ilgili olarak sert tepkiler vermeye başladı. Bu tepkelerin merkezinde, yaklaşık sekiz aydır bakanlık görevini yürütmekte olan Mecid İbnü'r-Rıza'nın yerine geçtiği ve Aziz Nasırzade'nin vefatının ardından yaşanan boşluğu doldurduğu gerçeği yer alıyor. Nasırzade'nin kaybı, İran'ın savunma stratejisinde de bir dönüm noktası olmuş ve Ketabçi'nin bu noktadan hareketle yeni bir yaklaşım sergilemesi bekleniyor.
Parlamentoda yaptığı açıklamada, Ketabçi, Washington yönetiminin İran'a yönelik olası yeni saldırılarına karşı son derece sert bir dil kullanırken, 'Amerikan düşmanı bir kez daha yanlış hesap yaparsa, cesur İran halkının ve İslam savaşçılarının vereceği yanıt şaşırtıcı ve kapsamlı olacaktır' ifadelerini kullandı. Bu ifade, İran'ın caydırıcılık gücüne olan inancını ve herhangi bir saldırıya karşı hazırlıklı olduğunu açıkça gösteriyor. Ayrıca, Ketabçi, ABD'nin bölgeden askerlerini çekmesini ve bu konuda acil adımlar atmasını da talep ederek, Washington'a doğrudan bir çağrı yaptı.
Ketabçi'nin savunma sanayisi vizyonu da dikkat çekici bir detay. Uzun yıllar bu alanda görev yapmış bir isim olarak, İran'ın askeri üretim altyapısını yeniden inşa etmeyi hedeflediğini ve özellikle havacılık, uzay ve füze teknolojileri alanındaki gelişmelere odaklanacağını açıkladı. Bu hedefin, İran'ın savunma kapasitesini artırma ve dış müdahalelere karşı daha dirençli hale gelme stratejisinin bir parçası olduğu görülüyor. Bu durum, aynı zamanda ABD ve Avrupa Birliği'nin İran savunma sektöründeki faaliyetleri nedeniyle uyguladığı yaptırımların etkilerini de azaltma potansiyeli taşıyor.