Toplumumuzun son dönemlerde yaşadığı okul saldırıları, derin bir endişe ve sorgulama yaratmıştır. Çocukların, hayatlarının erken dönemlerinde şiddete maruz kalması ve bunun sonuçlarını yaşaması, hepimizi derinden etkilemektedir. Peki, bu durumun altında yatan nedenler nelerdir ve bu tür olayların önüne geçmek için neler yapılabilir? Çocuk ve Ergen Psikiyatrı Prof. Dr. Eyüp Sabri Ercan, bu karmaşık sorunun farklı boyutlarını mercek altına alarak, çözüm yollarını ve dikkat edilmesi gereken noktaları bizlere aktarmaktadır.

Şiddetin, bir çocuğun davranışları üzerinde etkili birçok faktörün bir araya gelmesiyle ortaya çıktığını vurgulayan Prof. Dr. Ercan, biyolojik ve psikolojik temellerin yanı sıra, çevresel etkenlerin de önemli bir rol oynadığını belirtiyor. Sevgi ve ilgi görmeyen, travmatik deneyimler yaşamış veya ruhsal sorunları olan çocuklarda saldırganlık ve diğer davranış bozukluklara yatkınlık oranları daha yüksek olabiliyor. Aynı zamanda, toplumdaki değerlerin, normların ve kuralların da çocukların davranışlarını şekillendirmede etkili olduğunu vurguluyor. Şiddetin cezalandırılmaması, aksine ödüllendirilmesi gibi durumlar, çocukların şiddete yönelmesine zemin hazırlayabilir.

Çocukların umutsuzluğu ve motivasyon kaybı, eğitim sistemindeki başarısızlık hissi, gelir eşitsizliği ve fırsatların kısıtlanması gibi çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir. Özellikle, geleceğe yönelik olumsuz beklentiler ve “başarıya ulaşamayacağım” düşüncesi, çocukların motivasyonunu düşürebilir ve alternatif yollar aramaya itebilir. Ayrıca, bilgisayar oyunlarına aşırı bağımlılık, sosyal medyadaki yoğun kullanım ve kolay yoldan para kazanma arzusu gibi faktörler de çocukları şiddete yönlendirebilir. Toplumumuzdaki adaletsizlik algısı, çocukların kendi adaletlerini sağlamak için şiddete başvurmasına neden olabilir.

Medyanın da bu süreçte etkili bir rol oynadığını belirten Prof. Dr. Ercan, şiddeti yücelten ve şiddet örgütlerini cazip gösteren yayın akışının, özellikle genç beyinleri olumsuz etkileyeceğini belirtiyor. Lüks yaşam tarzları, gizemli aşklar ve saygı gören mafya üyeleri gibi imgelemler, çocukların şiddete yönelik algısını değiştirebilir. Bilgisayar oyunları ve sosyal medya da benzer şekilde, şiddet içeren içeriklere maruz kalmayı kolaylaştırarak çocukları olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle, medyanın çocukların gelişimine etkileri konusunda dikkatli olmak ve onları koruyucu önlemler almak büyük önem taşımaktadır.

Son olarak, anne babaların çocuklarında şiddete dair belirtileri erken fark etmek ve uzman desteği almak, bu tür olayların önüne geçmek için kritik bir adım olduğunu vurguluyor. İhmal edilmiş, ruhsal sorunları olan veya şiddete maruz kalmış çocuklarda ani içe kapanma, öfke patlamaları, okula gitmek istememe, silah veya bıçaklara ilgi gibi belirtiler görüldüğünde, gecikmeden uzmanlara başvurulması gerekiyor. İyi ebeveyn olmanın sırrı, çocuklara sevgi, ilgi ve güven vermek, onların duygusal ihtiyaçlarını karşılamak ve onları doğru değerlerle yetiştirmektir. Bu süreçte, aile içi şiddeti önlemek ve çocukları korumak için bilinçli ve sorumluluk sahibi olmak büyük önem taşımaktadır.”}p>