Yüksek faiz oranlarının uzun süredir borsa değerlemelerini baskılayan temel itici gücü olarak kabul ediliyordu. Ancak, finans uzmanları özellikle Citi’nin yaklaşımında, bu durumun artık aynı yoğunlukta etkisini göstermediğini işaret ediyor. Yapay zeka teknolojilerinin şirketlerin kârlılığını artırma potansiyeli ve yatırımcıların tercihleri arasındaki değişimler, hisse senetlerine olan talebi yeniden canlandırıyor. Bu dönüşüm, piyasalarda faiz oranlarının ekonomik büyüme beklentileriyle kıyaslandığında, yatırım kararları üzerindeki etkisinin azalmasına neden olabilir.

Analistler, borçlanma maliyetlerinin hala önemli bir faktör olduğunu kabul ediyor, ancak hisse senetleri ile tahviller arasındaki geleneksel ilişkiyi destekleyecek kadar güçlü olmadığını vurguluyor. Şirketlerin temel performansına katkıda bulunan yapay zeka, yatırımcıların hisse senedi sahipliği biçimini değiştirmesi gibi unsurlar, bu ilişkiyi zayıflatıyor. Citi’nin, 10 yıllık ABD Hazine tahvili getirisi baz alınarak hazırladığı ve makroekonomik koşullara göre düzeltmeler içeren modeli, S&P 500 için adil değer aralığını 17,1 ile 22,1 fiyat/kazanç çarpanı olarak tahmin ediyor.

Bu tahmin, S&P 500 endeksinin mevcut 22,4 çarpanıyla işlem görmesi durumunda, yatırımcılar arasında aşırı iyimserliğin ve risklerin yeterince dikkate alınmadığının göstergesi olarak değerlendiriliyor. Faiz oranlarındaki artışlara karşı piyasanın gösterdiği direnç, yatırımcıların hisse senetlerine olan güveninin devam etmesi gerektiği yönünde bir sinyal olarak yorumlanıyor. Ancak, bu güvenin kaynağına dair belirsizlikler de artıyor.