Tarihin derinliklerinden gelen sırların açığa çıkarılması, yapay zeka teknolojisinin sınırlarını zorluyor. Büyük dil modelleri, kriptolojik zorlukların üstesinden gelme kapasiteleri sayesinde, yüzyıllardır çözülemeyen şifreleri deşifre etmeye başlıyor. Bu durum, hem kriptoloji dünyasında hem de tarih araştırmalarında yeni bir dönemin başlangıcını işaret ediyor. Ancak bu heyecan verici gelişme, yapay zekanın ürettiği hatalı sonuçların, tarihin doğru bir şekilde anlaşılmasını tehdit edebileceği konusunda da uyarı niteliğinde.

New York'ta görevli bir ürün koçu olan Carter Leffen, 1941'de Nazi Almanya'sının Enigma şifrelemesi ile ilgili bir mesajı GPT-6 Astra'ya sundu. Bu mesaj, yıllardır çözülememiş ve 82 karakterden oluşuyordu. Yapay zeka, Enigma makinesinin mekanik ve şifreleme sistemlerini taklit ederek, 10 saat içinde 4 milyardan fazla olası kombinasyonu analiz etti. Sonuç olarak, mesajın deşifre edilmesi, bağımsız bir kriptograf olan Frode Weierud tarafından doğrulanarak, uzun yıllardır çözülemeyen Enigma'nın sıra dışı bir ayar farkıyla şifrelenmiş olduğu ortaya çıktı.

Bu başarıdan sonra, dikkat çeken bir diğer gelişme Napolyon Bonaparte dönemine ait bir belgede yaşandı. Siber güvenlik uzmanı Carter Church, 1809 yılında İtalya'da Napolyon'un generaline gönderilen şifreli mesajın görselini GPT-6 Astra'ya girdi. Yapay zeka, Fransız kriptografi arşivlerinden elde ettiği ipuçlarıyla birlikte