İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin iddialarla yollarla karşılaşmasının ardından, seçilmiş başkan Ekrem İmamoğlu’nun mahkeme salonundaki savunması önemli bir dönüm noktası oluşturdu. Dördüncü gününde devam eden çapraz sorgusunda, İmamoğlu, geçmişteki iş ilişkilerini ve projelerini detaylı bir şekilde anlattı. Mahkeme Başkanı’nın, Adem Soytekin’in (tanık) iddialarına karşı İmamoğlu’nun verdiği yanıtlar, davadaki karmaşayı daha da derinleştirdi.

İmamoğlu, tanışıklıklarını 2007-2008 yıllarına dayatarak, o dönemde firmasının işlerinin taşeronluğunu yaparken edinilen bir bağ kurmayı vurguladı. Kamu kurumlarının projelerinde yer alan firmanın, özenli ve hızlı bir şekilde işleri tamamladığını, arşivlerde bu bilgilerin mevcut olduğunu ifade etti. Kreşler, ibadethaneler ve cemevleri gibi çeşitli yapılarla ilgilenmiş olmalarına rağmen, detaylı bilgi vermekten kaçındı. İmamoğlu, bu sürecin şeffaf ve açık olduğunu, her türlü belgenin erişilebilir olduğunu savundu. Şantiye ziyaretlerinde yaşanan karşılıklı saygıyı ve iş insanı kimliğiyle kurulan iletişimi de öne sürdü.

Mahkeme Başkanı’nın Adem Soytekin’in ‘hakedişler aldım’ iddiasına dair sorusu üzerine İmamoğlu, durumu basit bir denklem olarak tanımladı. “Ekrem İmamoğlu-Beylikdüzü Belediyesi ya da Ekrem İmamoğlu-Büyükşehir Belediyesi diyaloğunda gökten bir yöntem indi vesaire. Böyle bir örneklem değil bu.” diyerek, iddiayı çürüttü. Babacan İnşaat örneğini vererek, benzer bir durumun kendisinde de yaşandığını, iddia makamının ısrarıyla bu konuyu açıkça ortaya koyduğunu belirtti. Asoy İnşaat ile yapılan projeler, AK Partili belediyelerin de benzer işleri yaptığını göstererek, iddiaların temelsiz olduğunu vurguladı.