Türkiye’nin kültürel mirasının ihtişamını keşfetme fırsatı sunan gece müzeciliğinin bu yılki verileri, beklentileri aşarak çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın hayata geçirdiği bu uygulamanın, turizm sektörüne ve kültürel mirasın tanıtımına yaptığı katkı, ziyaretçi sayısındaki rekor artışlarla somutlaştı. Yüzde 32’lik bir yükselişle 1 milyon 326 bin 590 kişi, Türkiye’nin tarihi ve kültürel zenginliklerini geceleyin deneyimleme şansını yakaladı.

Öne çıkan isim Efes Ören Yeri oldu. Geçen yıl 501 bin 811 ziyaretçi ağırlayan bu önemli arkeolojik alan, bu yıl yüzde 36’lık bir artışla 682 bin 137 ziyaretçi ile gece müzeciliğinin en popüler destinasyonu haline geldi. İstanbul’un simgesi Galata Kulesi de 277 bin 557 ziyaretçiyle ikinci sırada yer alırken, Denizli’deki Hierapolis (Pamukkale) Ören Yeri 190 bin 910 ziyaretçiyle üçüncü sıraya yerleşti. Bu üç önemli nokta, gece müze deneyiminin Türkiye’deki başarısını gösteren kilometre taşları olarak öne çıktı.

Sadece büyük merkezler değil, daha küçük müzeler ve ören yerleri de bu başarılı trendden nasil etkilendi? İstanbul Arkeoloji Müzeleri, yüzde 183’lük bir artışla 24 bin 850 ziyaretçi bulurken, Aydın Didim Ören Yeri yüzde 119’luk bir artışla 60 bin 884 ziyaretçi ile dikkat çekti. Antalya’daki Patara Ören Yeri ise yüzde 98’lik bir artışla 28 bin 21 ziyaretçi ile ziyaretçilerin ilgisini canlı tuttu. İzmir Efes Yamaçevler’deki artış ise yüzde 82 ile 19 bin 541’e yükseldi. Bu istatistikler, Türkiye’nin kültürel mirasının ne kadar geniş bir kitleye hitap ettiğini ve gece müze uygulamasının bu potansiyeli nasıl ortaya çıkardığını gözler önüne seriyor.

Gece müze uygulaması, 1 Haziran’dan 1 Ekim’e kadar 22 farklı lokasyonda gerçekleşti. Ziyaretçi talepleri doğrultusunda bazı ören yerlerinde uygulama süresi uzatıldı; Efes ve Side’de 15 Ekim’e, Göreme Ören Yeri’nde ise 31 Ekim’e kadar gece müze deneyimi yaşama imkanı sunuldu. Bu esneklik, ziyaretçilere daha uzun süre bu eşsiz atmosferin tadını çıkarmak fırsatı verdi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un vurguladığı gibi, bu başarı, Türkiye’nin kültürel mirasını daha geniş kitlelere ulaştırma ve müze ve ören yerlerini yaşayan mekanlara dönüştürme hedefine ulaşmada önemli bir adım teşkil ediyor.”}