İstanbul'un son dönemde etkisini artıran yıkıcı seller, sadece şehir yaşamını aksatmadı, aynı zamanda sigorta sektörü üzerinde de önemli bir etki yarattı. Yüksek hasar potansiyeli nedeniyle uzun süredir sigorta yaptırmayan vatandaşlar, meydana gelen felaketin ardından aciliyetle poliçe almak için harekete geçti. Bu durum, sigorta acentelerinde yoğun taleplere neden oldu ve mevcut sigorta sözleşmelerinin kapsamı hakkında merakları artırdı.
Araç ve mülk sahipleri, selin yol açtığı zararları karşılamak amacıyla kasko ve konut sigortası poliçelerini incelemeye başladı. Özellikle, “Deprem, Sel ve Su Baskını” gibi teminatların mevcut olup olmadığına dair yoğun bir ilgi dikkat çekti. Uzmanlar, sigorta sözleşmelerinin detaylarını, özellikle özel şartları, limitleri ve muafiyet maddelerini dikkatlice okumanın önemine vurgu yapıyor. Avrupa’da konut sigortalılığı oranlarının %85’i gibi yüksek seviyelerde olması ile Türkiye’deki %19’luk oran arasındaki fark, felaketlere karşı hazırlık eksikliğinin açık bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Sürücüler ve mülk sahipleri, sel hasarının telif edilmesi konusundaki beklentileriyle birlikte sigorta şirketleri ve kasko firmaları arasında karmaşık bir süreç başlasın. Zorunlu Trafik Sigortası’nın yalnızca üçüncü şahıslara ve diğer araçlara verilen zararları karşıladığı, kendi aracın hasarını karşılamadığı vurgulanıyor. Kasko sigortalarında ise, “Deprem, Sel ve Su Baskını” teminatı bulunan poliçeler, motor bloğundan elektronik aksama kadar uzanan hasarları kapsıyor. Ancak, kullanıcı hatası durumlarında (örneğin, aracı bilinçli olarak suya sokmak veya hasarı artırmak) sigorta şirketleri tarafından “kullanıcı kusuru” olarak değerlendirilerek ödeme reddedilebilir.
Sel afetinin ardından hak kaybını önlemek için somut adımlar atılması gerekiyor. Öncelikle, olaydan hemen sonra en geç 5 iş günü içerisinde sigorta şirketine çağrı merkezi aracılığıyla hasar dosyası açtırılmalı. Olay yerinde çekilen fotoğraflar, videolar ve resmi çekici faturaları, dosyanın önemli bir parçası olarak saklanmalıdır. Ayrıca, aracın sigorta şirketinin atadığı ekspertiz tarafından incelenene kadar servise çekilmesine veya onarım işlemine başlanmamalıdır. Sigorta hasar sürecinde gerekli prosedürleri eksiksiz takip etmek, hak sahiplerinin gelecekteki olası mağduriyetlerini önlemeye yardımcı olacaktır.”}