Küresel finans arenasında altın, bu hafta karmaşık bir sınavdan geçti. Doların zayıflığı ve ABD tahvil piyasalarındaki olumlu gelişmeler, altının değerini desteklemeye çalışırken, enerji piyasalarındaki ani yükselişler ve Merkez Bankası'nın gelecekteki kararları piyasaların nabzını tutmasında rol oynadı. Ons altın, 4 bin 165,40 dolar seviyesinde işlem görüyor ve bu belirsizlikler altında, yatırımcılar risk toleranslarını yeniden değerlendirdi.
Haftalık bazda altın, yaklaşık yüzde 0,7 oranında gerileme yaşadı. Vadeli işlemlerin cuma günkü kapanışı, 4 bin 186,70 dolar ile hafif bir yükseliş gösterse de, haftalık düşüşün etkisini tamamen ortadan kaldırmadı. Bu durum, piyasalarda hakim olan volatiliteyi ve yatırımcıların temkinli yaklaşımını gözler önüne serdi.
ABD enflasyon verileri, altın piyasasında yaşanan bu karmaşıklığın temelini oluşturdu. Eylül ayında açıklanan tüketici fiyat endeksi (TÜFE), yıllık yüzde 3,7'lik bir artışla beklentileri aşarken, çekirdek enflasyon da yüzde 2,6 seviyesinde kaldı. Enerji fiyatlarındaki sert yükseliş, manşet enflasyondaki artışa katkıda bulunarak Fed'in faiz kararlarıyla ilgili beklentileri yeniden alevlendirdi. Üretici fiyat endeksi (ÜFE) de benzer şekilde rekor seviyelere ulaşarak, enflasyonist baskıyı artırmıştı.
Bu verilerin ardından, Fed'in ekim ayında faiz artırımı yapma olasılığı artarken, Fed Başkanı Kevin Warsh'ın Bangkok'taki açıklamaları piyasalarda yeni bir dönemin habercisi oldu. Warsh, enflasyonla mücadele vurgusunu sürdürürken, küresel ekonominin beklenenden daha dirençli olduğunu belirterek agresif faiz artırımlarından uzaklaşılacağını işaret etti. CME FedWatch verileri, faiz artışı beklentilerinin bir önceki güne göre önemli ölçüde azaldığını gösterdi. Interactive Brokers'tan José Torres, Warsh'ın açıklamalarını