İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nin son prodüksiyonu, Afife Jale’nin hayat hikayesini müziğin ve dansın kollarında yeniden canlandırıyor. ‘Tiyatro varsa ben varım’ diyerek sahneye adım atan, engelleri yıkan ve sanatı yaşam biçimi kılan bu efsanevi sanatçının mirası, izleyicilere unutulmaz bir deneyim sunuyor. Bu gösteri, sadece bir bale performansından öte, insan ruhunun gücünü, sanatsal tutkunun sınırlarını aşan bir yolculuktur.

Beyhan Murphy’nin zarif libretto ve koreografisi, Turgay Erdener’in eşsiz müziğiyle buluştuğunda ortaya çıkan Afife balesi, dört farklı dönemi – Altın, Kırmızı, Mor ve Gümüş – temsil ederek hayatının farklı evrelerini çarpıcı bir şekilde yansıtıyor. Her dönemin temsilcisi, Afife Jale’nin değişen ruh halini ve iç dünyasını beden diliyle aktarıyor. Renkler, ışıklar ve hareketler, kelimelere ihtiyaç duymadan, kadının umutlarını, hayal kırıklıklarını ve sahneye duyduğu tutkuyu büyüleyici bir şekilde anlatıyor. Performanslar, her bir sanatçının bireysel yetenekleri ve Afife Jale’nin hayatına duyduğu saygıdan beslenen özgün yorumlarıyla izleyicilere unutulmaz anlar yaşatıyor.

Bu etkileyici yapımda, İlke Kodal, Berin Günay, Büşra Ay, Deniz Kılınç Tunçeli ve Berfu Elmas isimli yetenekli dansçıların canlandırdığı Afife karakterleri, her biri kendi dönemine özgü duygusal derinliği ve estetik anlayışıyla sahneye önemli bir katkı sağlıyor. Kostümleri Bahar Korçan’ın yaratıcılığıyla, ışıklandırmayı Cem Yılmazer’in zevki ve video tasarımı Aisha Hajiyeva’nın yorumuyla birleştirerek, görsel bir şölen yaratıyor. Ayrıca, biyografik anlatıyı zenginleştiren ve Afife Jale’nin hayatındaki önemli ilişkileri gözler önüne seren karakterler, gösterinin dramatik etkisini artırıyor. Ziya (Yılmaz Berkay Günay), Nazır Mehmet Ali (Alican Güçoğlu), Doktor Suat (Arda Erkara) ve eşi Selahattin Pınar (Batur Büklü) gibi figürler, Afife Jale’nin hayatındaki kırılma noktalarını ve duygusal zorluklarını anlamlı bir şekilde ortaya koyuyor.

Son olarak, bu gösterinin, 1998’de ilk sahnelenmesinden sonra 2012’de repertuvara alınması ve yenilenen sahneleme ile görsel dünyasıyla, Afife Jale’nin mirasını günümüze taşımasının önemini vurguluyor. Sanatın baskılara karşı direnişini hatırlatan bu yapıt, izleyicide derin bir iz bırakıyor. Devlet Opera ve Balesi’nin bu başyapıtı, Afife Jale’nin yarım kalan hayallerini ve sönmeyen sahne tutkusunu dansla yeniden yaşatırken, Türk tiyatrosuna ve bale sanatına önemli bir miras bırakıyor. Yönetmen İbrahim Yazıcı ve ekibin özverili çalışmaları, bu gösteriyi adeta bir sanat şöleni haline getiriyor. Bu muhteşem prodüksiyon, sanatseverlerin mutlaka izlemesi gereken bir eserdir.