2007'de, Antalya'da düzenlenen ve transparan kıyafetlerle çocukları podyuma çıkardığı gerekçesiyle büyük tepki toplayan bir organizasyon, günümüzde yeniden tartışmalara sahne oluyor. ‘Little Miss and Little Mister United World’ adıyla 4-13 yaş aralığındaki çocukların yarışacağı etkinlik, çocukların hassasiyetini ve gelişimsel ihtiyaçlarını göz ardı eden bir yapıyı yeniden gündeme getiriyor. Bu tür yarışmalar, çocukların bedenlerini ticari bir amaca yönelik bir gösteri aracı olarak kullanmanın kabul edilemezliğinin en çarpıcı örneklerinden biridir. Bir çocuğun güzellik anlayışı, oyun, merak ve keşiflerle şekillenirken, bir podyumda poz vermesi veya bir jüri tarafından değerlendirilmesi, onun doğal gelişim sürecini olumsuz etkilemektedir.

Geçmişte benzer yarışmalarda, küçük yaşlarda makyaj ve tuhaf kıyafetlerle podyumlarda yürüten çocukların görüntüleri, çocuk istismarı ve bedenlerinin sömürülmesi eleştirilerine yol açmıştı. Bu tür etkinlikler, çocukların özgüvenini zedeleyebilecek, onları sürekli olarak başkalarıyla karşılaştırma ve beğenilme baskısına maruz bırakabilecek, sağlıksız bir imaj yaratmaktadır. Çocukların bedenleri, onların gelişiminin doğal bir parçasıdır ve bu bedenlerin ticari bir amaca yönelik kullanılması, çocukların haklarını ihlal etmekle birlikte, onların ruh sağlığı açısından da ciddi riskler taşımaktadır. Bu tür yarışmaların, çocukların bedenlerinin ve özgürlüklerinin sömürülmesine açık davetiye çıkarması, aynı zamanda toplumda çocuklara yönelik sağlıksız bir kültürü pekiştirmektedir.

Organizasyonun Antalya'da düzenlenecek olması, turizm sektörünün çocukları görsel malzeme olarak kullanma eğilimini de göz önüne seriyor. Özellikle otel tanıtım görsellerinde bikinili çocukların kullanılması, çocukların bedenlerinin cinsel bir obje olarak sunulması ve çocukların güvenliğinin tehlikeye girmesi gibi ciddi endişeleri beraberinde getirmektedir. Dijital çağda, bu tür görüntülerin kolayca yayılması ve yeniden kullanılması, çocukların mahremiyetinin ihlal edilmesi ve gelecekte yaşadıkları travmatik deneyimlerin tekrar yaşanması riskini artırmaktadır. Bu nedenle, çocukların görüntüleri ve videoları söz konusu olduğunda, mahremiyetlerinin korunması ve çocukların güvenliğinin sağlanması konusunda daha dikkatli olunması gerekmektedir.

Antalya Valiliği, ilgili yerel makamlar ve çocuk koruma alanında görevli kurumlar, bu organizasyonun detaylarını, kıyafet kurallarını, sahne düzenini, görüntülerin kullanımını ve çocukların güvenliğine ilişkin önlemleri kapsamlı bir şekilde incelemeli ve gerekli düzenlemeleri yapmalıdır. Ayrıca, benzer etkinliklerin yasaklanması konusundaki uluslararası örnekleri de dikkate alarak, Türkiye'de de bu tür yarışmaların önüne geçilmesi için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Çocukları taçlandırmak yerine, onların güvenliğini, sağlığını ve gelişimini korumak önceliğimiz olmalıdır. Sosyal medya yasakları ve yaş doğrulama sistemleri gibi önlemler, çocukların mahremiyetini koruma ve sömürülmelerini önleme konusunda önemli adımlar olsa da, bu tür yarışmaların tamamen ortadan kaldırılması, çocukların bedenlerinin ve özgürlüklerinin korunması açısından daha kapsamlı bir çözümdür.”}ص