Türkiye, eğitimde son yıllarda yakaladığı önemli başarılarla uluslararası arenada adını duyuran bir ülke haline geldi. İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, bu dönüşümün temelini, son 23 yılda eğitim sistemine yapılan stratejik yatırımlara ve teknolojik altyapının güçlenmesine dayaladığını vurguladı. Erdoğan, Türkiye’nin, fiziki ve teknolojik açıdan herhangi bir eksikliği bulunmayan, uluslararası standartlara uygun bir eğitim sistemiyle hareket ettiğini ve bu durumun, uluslararası değerlendirme programlarında elde edilen başarıların da en belirgin kanıtı olduğunu ifade etti.
Erdoğan, derslik sayısındaki, öğretmen sayısındaki ve öğrenci sayısındaki artışlarla birlikte, sınıflarda akıllı tahta ve internet erişiminin yaygınlaşması gibi önemli gelişmeleri de dikkat çekerken, eğitimin sadece okul duvarları içerisinde sınırlı kalmadığını, aile, sivil toplum kuruluşları ve toplumun tüm kesimlerinin bu süreçte önemli bir rol oynadığını vurguladı. Özellikle okul-aile birliklerinin, eğitim süreçlerine destek verme ve okul yönetimi ile öğretmenlerle işbirliği yapma konusunda daha proaktif bir yaklaşım sergilemeleri gerektiğini belirtti.
Eğitimde mesleki eğitimin önemine de dikkat çeken Erdoğan, iş dünyasının üniversite mezunlarının uygulama deneyimi konusundaki zorluklarını ve bazı işverenlerin yeni mezunları yeniden eğitmek zorunda kalması durumunu eleştirerek, mesleki eğitimin lise döneminde daha fazla ağırlık kazanmasının üretim açısından önemli sonuçlar doğuracağını savundu. Ayrıca, üniversitelerin araştırma ve geliştirme alanında önemli bir dönüşüm yaşadığını, TÜBİTAK destekleri, sanayi iş birlikleri ve teknoparkların bu sürecin önemli unsurları olduğunu ve bu iş birliklerinin Türkiye'nin teknolojik rekabet gücünü artırdığını ekledi.
Uluslararası öğrenci sayısının da Türkiye'nin eğitim başarısına yaptığı katkıyı vurgulayan Erdoğan, 350 binden fazla uluslararası öğrencinin Türkiye’de eğitim gördüğünü ve bu öğrencilerin ekonomiye, uluslararası ilişkilerimize ve Türkiye'nin global imajına önemli katkılar sağladığını belirtti. Bu öğrencilerin yıllık harcama yaptığı 5 milyar dolarlık meblağ, Türkiye ekonomisine önemli bir destek olmasının yanı sıra, bu öğrencilerin Türkiye’den mezun olduktan sonra ülkelerine dönerek Türkiye’nin gönüllü elçileri haline gelmeleri de büyük bir potansiyel sunuyor.