Türkiye ve Azerbaycan, 35 yıl önce kurulan sağlam bağları, şimdi ekonomik bir dönüşümle yeni bir seviyeye taşıma yolunda. Halkın kararlı iradesiyle Azerbaycan’ın bağımsızlığının ilan edildiği o günlerden itibaren iki ülke, kardeşlik ve stratejik ortaklık anlayışıyla birbirine kenetlenmiş durumda. Şimdi ise, bu birlikteliğin en önemli hedeflerinden biri, ‘tek millet, iki devlet’ kavramının ötesine geçerek ‘tek ekonomi’ haline gelmek. Bu vizyon, ortak coğrafyamızın barış ve refahına katkıda bulunurken, Türkiye ve Azerbaycan’ın küresel arenadaki etkisini de artıracak.

DEİK Türkiye-Azerbaycan İş Konseyi Başkanı TADİV Yönetim Kurulu Üyesi Selçuk Akat, bu dönüşüm sürecinin öncü isimlerinden biri. Akat, Azerbaycan’ın bağımsızlığının 35. yıl dönümünü kutlarken, iki ülke arasındaki derin bağları ve geleceğe yönelik stratejik hedefleri vurguladı. ‘Haydar Aliyev’in ‘tek millet, iki devlet’ formülü, bu ilişkinin temelini oluştururken, Şuşa Beyanamesi ise ortaklığın hukuki çerçevesini belirledi. Şimdi ise, bu temelde üçüncü bir halka eklenmesi, ekonomik entegrasyonun önünü açacak.’

Bu ekonomik ortaklık, rakamlarla somutlaşan bir gerçeklik. Azerbaycan’ın Türkiye’deki yatırımları, 20 milyar doları aşarken, SOCAR, Türkiye’nin en büyük uluslararası yatırımcısı olarak öne çıkıyor. STAR Rafinerisi, İSO 500’de 3. sırada ve ihracat sıralamasında 6. olmasına rağmen, Aliağa’daki büyüme hevesiyle sektörde önemli bir oyuncu. Petkim ise Türk sanayisinin lokomotiflerinden biri olarak Aliağa’da büyümeye devam ediyor. Aynı zamanda, 5 bin 800 Türk şirketinin Azerbaycan’da gerçekleştirdiği 12 milyar dolarlık yatırım, Türkiye’nin petrol dışı sektörlerde Azerbaycan’a yaptığı en büyük yatırımı temsil ediyor. Müteahhitlerimiz Karaabağ’ın yeniden inşasında, zanaatçilerimiz “Made in Azerbaijan” programı kapsamındaki sanayi ve teknoloji parklarında yeni üretim alanları buluyor. Bu yatırımlar, iki ekonominin birbirlerinin büyümesinde doğrudan pay sahibi olduğu bir dönemin başlangıcını işaret ediyor.

Türkiye-Azerbaycan İş Konseyi, bu stratejik ortaklığı güçlendirmek için önemli adımlar atıyor. Azerbaycan Ekonomi Bakanlığı ve AZPROMO ile işbirliği yaparak, karşılıklı yatırımları artırmaya ve Azerbaycan’ın petrol ve doğal gaz dışı sanayileşmesine deneyimimizi aktarmaya odaklanıyor. Son dönemde dijital ekonomi, yeşil dönüşüm ve gıda güvenliği gibi alanlara odaklanılıyor. Bu dönüşümün en belirgin göstergesi ise, iki ülkeyi fizik olarak birbirine bağlayan altyapı projeleri. Bakü-Tiflis-Ceyhan ve Bakü-Tiflis-Erzurum boru hatları, TANAP ve Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu, Hazar’ı Akdeniz’e ve Avrupa’ya bağlayan bir omurga oluşturuyor. Iğdır-Nahçıvan boru hattıyla Nahçıvan’ın gazı artık Türkiye üzerinden sağlanırken, Kars-Dilucu Demiryolu ve Zengezur Koridoru tamamlanınca iki ülke demiryoluyla kesintisiz biçimde bağlanacak. Bakü’den yola çıkan bir tren doğrudan Kars’a, oradan Avrupa’ya ulaşacak. Orta Koridor, Avrupa ile Asya arasındaki ticaretin Türkiye ve Azerbaycan üzerinden aktığı yeni bir omurgaya dönüşüyor. Bu, iki ülkeye birlikte üstlenecekleri tarihi bir rolü de beraberinde getiriyor. İş dünyası olarak, üçüncü ülkelerde birlikte büyüme, SOCAR’ın küresel genişleme stratejisi ve TPAO’nun yurt dışı atılımları gibi alanlarda yeni fırsatları değerlendirmeye hazırlanıyor.