Dijital çağın getirdiği yenilikler ve fırsatlar, beraberinde yeni sorunları da getirebilir. Hollanda merkezli insan hakları savunucuları, teknoloji devlerinin iş ilanlarını yaygınlaştırdığı algoritmalarındaki potansiyel ayrımcılıkları ortaya çıkarmak için harekete geçti. Bu çaba, Meta'nın iş ilanlarını kullanıcılara sunarken cinsiyet temelli önyargılar sergileyerek Hollanda İnsan Hakları Enstitüsü'nden (College voor de Rechten van de Mens) yasal bir uyarı almasına yol açtı.

Berty Bannor adlı hukukçu, bu durumun, algoritmaların insan üzerindeki etkilerinin ne kadar derin olabileceğini ve benzer platformlarda benzer risklerin varlığını gösterdiğini vurguladı. Global Witness gibi uluslararası insan hakları kuruluşlarının Facebook'un iş ilan sistemine dair yaptığı geçmişteki araştırmalar, bu endişelerin ne kadar haklı olduğunu kanıtlamıştı. Indeed gibi iş ilanı sitelerindeki gerçek ilanların, Facebook'ta yayınlanmadan önce cinsiyet açısından taraflı bir şekilde düzenlendiği ve bir hafta sonra elde edilen sonuçların da bu ayrımcılığın devam ettiği ortaya çıkmıştı. Bannor, bu durumun, iş ilanlarının sadece birer araç olmadığını, aynı zamanda toplumdaki kalıp yargıları pekiştiren ve fırsat eşitliğini engelleyen bir potansiyele de sahip olabileceğini belirtti.

Hollanda ve Fransa’da yapılan benzer araştırmalar, bu ayrımcılığın sadece Hollanda’da değil, diğer ülkelerde de benzer sonuçlar doğurabileceğini gösteriyordu. Bu durum, iş piyasasında kadın ve erkekler arasında eşitsizlikleri derinleştiriyor ve potansiyel adayların fırsat eşitliğine erişimini engelliyordu. Bu nedenle, Bureau Clara Wichmann gibi insan hakları kuruluşları, bu sorunu çözmek için Hollanda’da ve Fransa’da ulusal veri koruma otoritelerine ve eşit muamele alanındaki denetleyici kurumlara şikayette bulundular. Hollanda’da bu kurum, College voor de Rechten van de Mens olarak faaliyet gösteriyordu.

Enstitünün 2025’te verdiği kararda, Hollanda Anayasası ve Genel Eşit Muamele Yasası uyarınca cinsiyete dayalı ayrımcılık bulunduğuna hükmedildi. Kararda, istihdama eşit erişim açısından da ayrımcılık tespit edildiği ve Avrupa Birliği’nin Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR) kapsamında veri işlemenin adil olması ve ayrımcılığa yol açmaması gerektiğinin hatırlatıldığı belirtildi. Bu karar, Avrupa’da bir büyük teknoloji şirketinin ilk kez bir ülkenin eşit muamele yasası kapsamında hesap vermesi ve bir eşitlik denetleyicisi kurumun ilk kez bir büyük teknoloji şirketinin özen yükümlülüğünü teyit etmesi açısından büyük bir dönüm noktası oldu. Bu, büyük teknoloji şirketlerinin eşitlik ve eşit muamele yasaları dahil kurallara ve düzenlemelere bağlı olmadan istedikleri gibi hareket edemeyecekleri anlamına geliyordu. Araştırmada yaş ayrımcılığına da yer verilmiş, ancak Hollanda İnsan Hakları Enstitüsü, yaşa dayalı ayrımcılık tespit etmediğini belirlemişti. Meta’nın algoritmanın yaş, ilgi alanları, konum ve cinsiyet gibi çeşitli veri noktalarını kullandığını ve kullanıcı profiline dayanan bu verilerin hangi ilanların kime gösterileceğini belirlediğini kabul etmesi, bu durumun karmaşıklığını daha da vurgulamıştı.