Türk sinemasının ve hayvanseverliğin gücüyle bir araya gelmiş nadir örneklerinden Emel Yıldız, 85 yıllık hayatına İstanbul’un Fatih Camii’nde veda etti. ‘Panter Emel’ lakabıyla özdeşleşen yıldız, sadece filmlerde değil, sokak hayvanlarına yardım etme çabalarıyla da gönüllerde taht kurmuştu. Cenaze törenine, Yeşilçam’ın efsane isimlerinden Türkan Şoray başta olmak üzere, sayısız seveni ve hayvan hakları savunucuları akın etti.
Törenin ardından gerçekleştirilen toprağa indirme merasimi, Sarıyer Kilyos Mezarlığı’nda düzenlendi. Bu uğurda, Yıldız’ın hayatının pek çok önemli anını paylaşanlar, acılarını dindirmeye çalıştı. Türkan Şoray’ın duygusal ifadesi, Yıldız ile kurulan özel bağı gözler önüne serdi: “Beni sinemayla ilk tanıştıran kişiydi. Beni sinemaya film setlerine götürmüştü. Oradan sonra ben sinemaya başladım. Son ana kadar her dakika görüşemesek de telefonla her zaman görüşüyorduk.” Bu sözler, Yıldız’ın sinema dünyasına olan katkısını ve arkadaşlığını vurguladı.
Cenaze törenine katılan Tuna Arman, Yıldız’ın hayat mücadelesine dikkat çekerek, “Bize zorla ve mücadele eden bir hayat gösterdi. Bir ömür harcadı. Hayvanların canlı olduğunu anlatabilmek için, hakları olduğunu anlatabilmek için son ana kadar uğraştı. İzinden gideceğiz. Yaşamayı da artık pek istemiyordu. Çok yorulmuştu. Kızını kaybettikten sonra çok yorulmuştu. Mahkemelere çıktı, yargılandı, uğraştı, bağırdı, ağladı, anlattı, kavga etti. Türkiye’den bir ‘Panter Emel’ geçti. Hepimize büyük bir yol açtı. İnsanlığı öğretti, insanın sadece insanlara yardım etmek olmadığını öğretti. Onların canları olduğunu öğretti.” diyerek, Yıldız’ın hayvanlara olan sevgisinin ve mücadelesinin önemine işaret etti. Ayrıca, Yıldız’ın son zamanlarında sokak hayvanlarına bakmaya devam etmesi, onun fedakarlığını ve yaşam felsefesini ortaya koydu.
Yan komşu Leyla Çelem, Yıldız’ın hayatından kısa bir kesit paylaştı: “Yan komşumuz, 40 yıldır yan yana oturuyoruz. İyi bir insan, düzgün bir insandı, kendi halinde, yapacak bir şey yok. Biraz son zamanlarda çok sinirliydi. Kitap satarak son zamanlarda hayvanların yiyecek, mama parası çıkarıyordu. Kızının kaybından sonra çok kötüydü, içeri giremiyordu, kapıda oturuyordu. Çok zor dönemler yaşadı.” Bu ifadeler, Yıldız’ın yaşamındaki zorlukları ve hayvanlara olan bağlılığını daha da belirginleştirdi. Sokak hayvanları gönüllüsü Hatice Bingöl ise, Yıldız’ın 20 yıldan beri İstanbul’un semtlerinde hayvanlara yardım etmeye devam etmesinin, onun vefa borcuyla yaşamaya başladığını ifade etti.
Emel Yıldız, 18 Mayıs 1941 tarihinde Bulgaristan’da doğmuş ve 1 yaşındayken ailesiyle birlikte Türkiye’ye gelerek İstanbul’da yaşamaya başlamıştı. Müzik ve sahne sanatları eğitimini tamamladıktan sonra 1959’da ‘Feryat’ filminde sinema hayatına adını duyurmuştu. Yeşilçam’ın altın döneminde birçok filmde rol almış, ‘Mustafa’, ‘Yeşil Köşkün Lambası’, ‘Cilalı İbo’, ‘Perili Köşkte’ ve ‘Dişi Kurt’ gibi yapımlarda unutulmaz performanslar sergilemişti. Yıldız’ın hayatı, sadece sinema başarısıyla değil, aynı zamanda hayvanlara olan sevgisi ve onların refahı için yaptığı çalışmalarla da kalıcı bir iz bırakmıştır.”}”>”>