ABD Başkanı Donald Trump, Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile gerçekleştirdiği ortak platformda, İran ile yapılan stratejik bir müzakere sonucunda ortaya çıkan, nükleer silah geliştirme potansiyelini en aza indiren bir ‘ortak güvenlik zaptı’nın imzalandığını duyurdu. Bu protokolün detayları henüz kamuoyu ile paylaşılsa da, anlaşmanın temel hedefini oluşturduğu ifade edildi: İran’ın nükleer kapasitesinin neredeyse %99,9 oranında engelleneceği.

Ancak bu yenilenen dengeye dair Trump’ın açıklamaları, yalnızca mevcut anlaşmanın etkisini değil, aynı zamanda geçmişte yaşanan gerilimlerin de sonuçlarını da göz ardı etmiyor. Hürmüz Boğazı’nın güvenli geçişlerinin sağlanması ve bu stratejik noktadaki istikrarın korunması, anlaşmanın kritik bir parçası olarak vurgulandı. Ayrıca, anlaşmanın başarısının, petrol piyasalarındaki ani dalgalanmaların kontrol altına alınması ve küresel ekonomik dengelerin yeniden kurulmasıyla da doğrudan ilişkili olduğu belirtildi.

Ekonomik göstergelerdeki olumlu gelişmeler, Trump tarafından da memnuniyetle karşılandı. Petrol fiyatlarının, küresel arz ve talebi dengeleyen bir mekanizma altında, kriz öncesi seviyelere yaklaştığı ve bu durumun, enerji sektöründeki belirsizlikleri ortadan kaldırdığı ifade edildi. Aynı zamanda, borsanın da istikrar kazanarak normal ticaret akışlarına döndüğü ve yatırımcı güveninin yeniden tesis edildiği vurgulandı. Bu durum, geçmişte yaşanan yönetim değişikliklerinin, ekonomik alanda kronik bir sorun yarattığını ima eden bir eleştiri olarak da yorumlandı.

Trump, bu başarıların, uzun yıllardır bu konuyu takip eden ve çözüme ulaşılmasını sağlayan isimlerin özverili çabalarının bir sonucu olduğunu savundu. İran’ın deniz kuvvetlerinin ve askeri yeteneklerinin ciddi bir şekilde azaltıldığı, bölgedeki güvenlik ortamının önemli ölçüde iyileştirildiği ve bu sayede petrolün değeri 300 doların altına inmediği belirtildi. Bu süreçte, İran’a yönelik yatırım yapılması konusundaki hassasiyetine de dikkat çekilerek, ‘yatırım yapmanın şartları ve koşulları’nın net bir şekilde belirlendiği ifade edildi. Ancak, 350 milyar dolar seviyesindeki iddiaların çarpıtılmış haberler olduğunu ve gerçek yatırım miktarının bundan farklı olduğunu vurgulandı.