Türk Dünyası’nda dil birliği çabaları, son olarak Astana’da gerçekleştirilen özel bir komisyon toplantısıyla yeni bir ivme kazandı. Türk Akademisi, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu ve Türk Dil Kurumu arasındaki iş birliğinin ürünü olan bu toplantı, Türk Devletleri Teşkilatı Sekretaryası’nın koordinasyonuyla şekillendi. 15 Haziran 2026 tarihinde gerçekleşen bu buluşma, Türk dünyasının ortak dil mirasını koruma ve gelecek nesiller arasında iletişimi kolaylaştırma hedefi doğrultusunda önemli bir adım olarak kaydedildi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı Prof. Dr. Kürşad Zorlu’nun sosyal medya aracılığıyla yaptığı paylaşımlar, toplantıda Kazakistan ve Kırgızistan’ın yeni alfabelerinin belirlenmesini ve komisyon tarafından onaylanmasını duyurdu. 2024 yılında kabul edilen Ortak Türk Alfabesi’nin uygulanmasıyla ilgili müzakereler, bu önemli aşamanın tetiğini çekmiş oldu. Bu projede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın desteği, çalışmaların önceliğini oluştururken, Azerbaycan’da gerçekleşen TDT Zirvesi’nde kıymetli devlet başkanlarına takdim edilen ilk eser, ortak alfabe hedefine ulaşma yolunda somut bir adımı temsil ediyor.
Ortak Türk Alfabesi’nin amacının, Türk dünyası içindeki kültürel ve insani bağları güçlendirmek, ortak dil mirasının korunması ve gelecek nesiller arasındaki iletişimin kolaylaştırılması olduğuna dikkat çekiliyor. Bu bağlamda, uzun vadede Ortak Dil Platformu’nun kurulması hedefi, Türk dünyasının geleceği için önemli bir vizyon sunuyor. Komisyon tarafından hazırlanan ‘Ortak Türk Alfabesi Kullanımına İlişkin Önerilen Kılavuz İlkeler’, alfabe kullanımının tutarlı ve koordineli bir şekilde uygulanmasına yardımcı olacak bir referans belgesi niteliğinde olup, tavsiye niteliğinde ilerlemektedir.
Ancak, Türkiye’de yaşanan farklı bir vaka, bu dil birliği çabalarının önündeki engelleri göstermekte. Diyarbakır’da 9 yıl önce tarlada çalışırken kaybolan 19 yaşındaki Osman Güler’in dosyası, uzun süren bekleyişin ardından raftan indirildi. Soruşturma sonucunda 9 yıldır haber alınamayan genç için 8 kişi hakkında “tasarlayarak kasten öldürme” suçundan dava açıldı. Bu trajik olay, dil birliğinin yanı sıra, insan hakları ve adalet mücadelesinin de önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. Bu karmaşık tablo, Türk Dünyası’ndaki dil çalışmalarıyla paralel olarak, Türkiye’de de benzer sorunlara çözüm bulunması ve adalete kavuşturulması gerektiğinin altını çiziyor.”}