Yüksek Öğretim Kurumları Sınavı (YKS), gençler için dönüm noktası olarak algılanırken, bu algı beraberinde yoğun bir stres yükünü de getirebilir. Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Talat Sarıkavak, bu süreci başarıyla yönetebilmenin sırlarının, sınavı sadece bir son değil, aynı zamanda bir başlangıç olarak görmekte olduğunu vurguluyor. Stresin doğru yönetilmesi, dikkati odaklayarak motivasyonu besleyerek, sınav performansında doğrudan bir artışa neden olabilir. Unutulmaması gereken en önemli nokta, YKS’nin bireysel bir başarı ölçütü olmadığı, gençlerin zihinsel ve bedensel olarak sağlıklı bir şekilde bu süreçten geçmelerinin, uzun vadeli başarılarını şekillendirecek en büyük kriter olduğudur.

Ailelerin rolü, bu süreçte kritik öneme sahiptir. Çocuklarının sınav başarısını, kendi ebeveynlik performanslarının bir değerlendirmesi gibi görmesi, genç üzerinde aşırı bir baskı yaratabilir. Bu durum, hem ebeveynin kaygılarını artırırken, hem de çocuğun sırtına taşıyamayacağı bir yük bindirir. Beklentilerin, çocuğun önceki akademik geçmişi, ilgi alanları ve mevcut koşullarıyla uyumlu, esnek ve gerçekçi olması, iç motivasyonu destekler. Sınav öncesinde çocuğa, “Zaman zaman zorlandın, zaman zaman çok çalıştın. Eksiklerin olsa bile bu süreci bugüne kadar getirdin. Bizim için bu çaban ve emeğin her şeyden daha değerli” şeklinde bir mesaj vermek, en güçlü psikolojik kalkan olacaktır. Aileler, kendi kaygılarını fark etmeli ve bu yükü çocuğa yansıtmak yerine, gerekirse uzman yardımı almalıdır.

Sınav döneminde ailenin somut rolü, düzenli uyku, dengeli beslenme ve huzurlu bir çalışma ortamı sağlamaktır. Ders dışı tüm sosyal ve keyifli aktiviteleri kısıtlanan, sürekli olumsuz eleştiriye maruz kalan bir gencin tükenmişlik riski artar. Sınav haftasında ev içi gürültüyü azaltmak, gencin günlük ritmine saygı duymak ve kısa molalarla deşarj olmasına izin vermek, performansı doğrudan olumlu etkiler. Ayrıca, sınavı